Merakım benim, tarlakuşlarının kız kardeşi.
Günbatımlarının kalleş sıkıntısı, tan vaktinin ürkek süsleri.
Buraya oturalım. Gökyüzü buradan daha iyi görülüyor. Göğü seyrederken hayat daha az yakar canımızı; hayatın iyice kızdırdığı yüzümüzden, narin bir yelpazeyi hatırlatan hafif bir rüzgar geçer.
Yok olmuş ışığın anısıyla karanlıkta altın gibi parlayan, sönmüş lamba... Açılıp da avını bırakan parmaklardan dökülmüş, rüzgara değil çıplak toprağa kapılmış kelimeler, sonsuza doğru yükselen, görünmez ağaçlardan parmakların üzerlerine dökülen kuru yapraklar gibi... Bilinmedik bahçelerdeki havuzların özlemi... Asla var olmamışlara duyulan şefkat...