Büyük Okyanus üzerinde asılı gibi duran şekilsiz bulutlar görünüyor yalnızca. O bulutlar bana hiçbir şey söylemiyor. Bulutlar her zaman sessizdir. Benim gökyüzüne bakmamam gerekirdi belki de. Bakışlarımı yöneltmem gereken yer, olasılıkla kendi içim. Kendi içime bakıyorum. Derin bir kuyunun dibine bakarmış gibi. Orada şefkati görebilir miyim acaba ? Hayır, göremiyorum. Orada görebildiğim her zamanki doğamdan başka bir şey değil. Kendime özgü, inatçı, uyumlu olmaktan uzak, sık sık kafasına göre hareket eden, yine de kendinden kuşku duyan, sıkıntıyla karşılaşsa bile orada gülünebilecek, hatta gülünçlüğe yakın bir şeyleri bulmaya çalışan bir doğam var.