Eğer biri kendini görmez, sadece başkalarını görürse, kendini beğenmez, sadece başkalarını beğenirse yalnızca başkalarının sahip olduğu şeye gıpta eder, sahip olduğu şeylerin tadını çıkaramaz ve sadece başkalarını memnun eder ancak (asla) kendini memnun edemez.
“Padişahım” diyordum, “bir gün köye bir adam gelmiş, köylülere peygamber olduğunu söylemiş. Köylüler, ‘Biz sana inanmıyoruz’ demişler, ‘peygamber olduğuna inanmıyoruz, ispat et!’ Adam, karşıdaki duvarı göstermiş, ‘Eğer bu duvar konuşur da benim peygamber olduğumu söylerse, inanır mısınız?’ diye sormuş, ‘İnanırız’ demişler. O zaman dönmüş ve ‘Konuş ya duvar’ demiş, ‘konuş ve benim peygamber olduğumu söyle.’ Bunun üzerine duvar dile gelmiş ve ‘Ey köylüler, bu adam peygamber değildir,’ demiş, ‘bu adam sizi aldatıyor, peygamber değil!”
“Korkmuyorum!“ demiştim. “Ama çevremdeki herkes korktuğu için benim de korkmam gerektiğini düşünüyorum. Sonunda bu düşünce beni korkutmaya kadar varıyor.”