Eserin en can alıcı konusu İNSAN..
İnsanca yaşamayı temeline alıp ilmek gibi işliyor. İnsanı ne zaman sadece insan olarak göreceğiz ya da görebilecek miyiz ? Sevebilen , acıkan , üzülen, gülen, korkan ,....bir insana bakınca ne görebiliriz ki ? İnsanlığın kimliğinde dini , dili, bayrağı, cinyeti, mesleği, statüsü, ... yazabilir mi ? Gibi soruları sorgulatan önemli bir eser.
İktidar kapışmaları yüzünden insanlar birbirine kavuşamamış , isimlerine kadar köklü değişiklikler yapma zorundalığında bırakılmış, korkunç acılar, kıyımlar ve kayıplar yaşamış. İçinde bulunduğumuz döneme baktığımızda insanlar , bu kadar büyük kıyımlar, korkunç acılar yaşamıyor ama hayatı daha da nasıl zorlaştırırız diye gece gündüz uğraşıyorlar sanki.
Roman, 3 ayrı dinden 3 ayrı kadının ortak kader ve insanlık dışı olayları yaşamasını , mavi alayı , strumayi, ermenileri, yahudileri, nazileri, kırım türkleri, .... max ve nadia'nın bu şartlardaki dokunaklı aşk hikayesini zihninizde canlandırıyor. Livaneli okurlarını büyülüyor. Önemle okumanızı rica ederim .