Tuğçe inci demirağ

Tuğçe inci demirağ
İyi dostlar , iyi kitaplar , bir de huzurlu bir vicdan : işte ideal bir hayat. Mark Twain
Puan vermedi·224 syf.·
2024 34. kitabı
Her insanın hayatında bir kere dahi olsa zorlandığı,dibi gördüğü bir dönemi vardır. İlerleyemez,neyi seçeceğini bilemez ,bir neden arar. Bu bir motivasyon konuşması olabilir, ilahi bir güç, maddi bir kaynak da olabilir. Genelde tanımadığımız hiç beklemediğimiz biri sunar bize bu nedeni. Tıpkı kütüphaneci Sayuri gibi. Keşke her birimizin bir Sayuri'si olsa. Kütüphaneci Sayuri'nin gelenlere "ne arıyorsun?" sorusu aslında hem karaktere hem de okuyucuya gelen bir soruydu. Bu noktada kendime sen ne arıyorsun ? Herkesin kişisel yolculuğundaki ortak nokta ne ? diye sorduğumda bulduğum cevap * Kendi potansiyelini bul oldu. Modern hayatta sıkışıp kalmış, mutlu da mutsuz da olamayan, kendi döngülerinde kaybolmuş beş karakter üzerinden her günün farklı olmasının kişinim kendi elinde olduğu , toplumun bize yapıştırdığı sıfatları üzerimizden söküp atmamız gerektiğini, en önemlisi de ortak noktaları olan kütüphanenin altı çizilerek edebiyatın insan hayatıyla iç içe olması gerektiği, edebiyatın bir kaçış aracı olmasından ziyade kişisel dönüşüm anahtarı olduğu vurgulanıyor. Kitap tesadüf ve fazlaca iyimserlikle dolu ama hayat bazen de böyle ve buna ihtiyaç duyuyoruz. Ruhen dinlendirebilecek bir kitap. Karakterlerden biri olan Natsumi'nin hikayesini okurken "neden hep kadınlar" dedim. Çalıştığı yerde takdir görmediği gibi sırf kadın ve doğum yaptığı için mobinge uğruyor(böyle olacağını bilseysim kızımla daha çok ilgilenirdim). Son olarak kitap içerisinde benden birşey bulduğum şu noktayı paylaşacağım: evlenmiş ve çocuk sahibi olmuş insanları atlıkrıncaya binmeye benzetiyor ve şöyle diyor "Bekarlar evlilerin , evliler çocuklu çiftlerin yerinde olmak ister. Ama çocuklu olanlar da aslında bekarlara özenir. Aynı sürekli dönen atlı karıncalar gibi. En önde kimse yokken,herkesin önündekini
Aradığın Şey Kütüphanede SaklıMichiko Aoyama · Domingo Yayınevi · 20244,739 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·284 syf.·
2021 6. kitabı
Birbiri ile bağlantılı ve birbirlerinin hayatlarını etkileyen ,ayrı çevrelerde yaşayan, bir araya gelme olasılıkları bulunmayan değişik sosyal katmanlara ait insanları ortak bir Kaderde buluşturarak, toplumun kendi kendisiyle ve yakın tarihi ile yüzleşmesini sağlayan klasik bir Zülfü Livaneli romanı. Osmanlı Soylusu Paşa toruna olan Leyla Hanım doğup büyüdüğü yıllardır oturduğu yalıdan dışarı atılması ile roman başlar. Elinde tapusu olmasına rağmen yalıdan neden atıldığını anlamayan Leyla bavulu ile yalı önünde adalet beklemeye başla. Bu gururlu kadının imdadına kimse yetişmezken gazeteci olmaya çalışan Yusuf Leyla hanıma yardıma koşar ve hikaye sarmal bir şekilde ilerlemeye devam eder. Güçlünün güçsüz ezdiği ,mal mülk için akla gelmeyecek düzenbazlıkların döndüğü, merhametin yerini paranın aldığı, sonradan görme insanların nasıl aç gözlü olabileceği, Vefa duygusu ,cahil insanların Hoca adı verilen sahte din insanları tarafından nasıl kandırılıp Atatürk'e düşman edildiği, çocukları üzerinde otorite kurmaya çalışan ebeveynlerin çocuklarının hayatlarında ne derin yaraların açtığını anlatan her yönden çok zengin çok doyurucu bir kitap. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Leyla'nın EviZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201735,4bin okunma
Puan vermedi·192 syf.·
2024 21. kitabı
" Ve işte manevi gücümü nerede bulacağımı biliyorum. O size diğer insanlar tarafından verilmeli. Biri sizi düşündüğünde , önemsediğinde size kendinden bir parça verir. O ğarça sizi güçlendirir." Calypso işte bu manevi gücü bugüne kadar babasının isteği üzerine hep içinde aramıştı. Daha 5 yaşındayken annesini kanserden kaybetmiş ve bu kaybedişle aslında babasını da kaybetmiştir. Babası ona mutlu olmak için başkalarına ihtiyacın yok diyerek etrafına kalın duvarlar ördürmüş manevi gücün kendisinde olduğuna inandırmıştır. Kitap okumayı çok seven calypso, annesinin ölümünü sinderememiş babasının bütün sorumluluklarını üstlenmek zorunda kalmış (yemek pişirmek,çamaşır yıkamak,alışveriş...vs)küçük bir yetişkin gibi hayatını yaşarken hayatına kitap dostu Mae girer. Mae hayatına girmesiyle yalnızlığın iyi bişey olmadığını öğrenir. Calypso hayatındaki yeni uyanışlara ayak uydurmaya çalışırken empatinin , ailenin , arkadaşlık ve dostluğun gücünü gösteriyor. (Özellikle kız çocukları bu kitabı çok sevecek) Bu tarz çocuk kitapları olarak geçen ama her yaştan insanın kendine birşeyler katabileceği kitapları seviyorum. Dili sadeve akıcı. İçerisinde birden fazla nitelik kitapdan söz ediliyor. " Kitaplar size kaybettiğiniz insanları geri verir." Keyifli okumalar.
Edebiyat
Limon KütüphanesiJo Cotterill · Genç Timaş Yayınları · 20174,209 okunma
Puan vermedi·160 syf.·
2024 20. kitabı
Çok acı kısmı tanıdık hikayelerden oluşu. Kocasından şiddet görmüş ,gidecek yeri olmadığından bu eziyeti yıllarca sineye çekmiş bir kadın Ülker. Bir gün evi terk eder ve yeni bir yaşam alanı ararken can havliyle hastaneye sığınır. Orada kalmak içinde kimsesizlere refakatçilik eder. Eş olmuş,anne olmuş ,birden refakatçi olmuş Ülker'in daha çok kadın olma yanı baskın bir konu olsada. Sırf başına bi iş gelmesin diye kendince kalkan edindiği adına "abla" sıfatı eklemesi. Kimi zaman kendi derdini unutup başkalarının derdine derman olma çabası. Yer yer umutlanması. Gazetelere iki gün sonra unutulacak bir haber olmamak için yaşama güdüsü ve yaşadı bir sürü macera var bu kitapda. Konu acıdan geçse de yazarın kullandığı mizahi dil ve argo sözcük yüzde bir gülümseme bırakıyor. Zaten yazar ülkemizin en büyük sorunlarından olan kadına şiddet , kadın cinayetleri, toplumdaki yeri , kadın olmanın zorluklarına mizahi yaklaşarak kitabının farkını ortaya koyuyor. "Ben : Ülker. Diriyim. Şimdilik." Keyifli okumalar.
Ülker AblaSeray Şahiner · Everest Yayınları · 20213,434 okunma
Puan vermedi·556 syf.·
2024 18. kitabı
Demiri demirle dövdüler ; biri sıcak biri soğuktu. İnsanı insanla kırdılar; biri aç biri toktu. Pir Sultan Abdal Eğer ki parasal ve mevki bakımından üst sınıflarda değilseniz yaptığınız eylemlerin sonucu sadece sizi ve etrafınızı etkiler. Voreux maden ocağındaki işçilerin davası da tam da bu şekilde ilerledi. Açlığı birlikte çektiler, öldüler, azaldılar, birbirlerine girdiler, ayrıştılar ama üst sınıftakilere giç birşey olmadı. Montsou yolunda genç bir makineci iş arar. Madene inip tumbacı olarak çalışmaya başlar. Maheu adında kıdemli biriyle arkadaşlık eder. İşçi mallesi açlıktan kıvranırken iş veren bolluk içinde yaşamaya devam eder. Maden işçilerin hayatlarındaki açlık ,zulüm artmaya devam ederken maaşları asla artmaz. İşçiler ayaklanmaya başlar ve kitap gözlerinizin önünde yaşanıyormuş hissiyle akıp gider. Germinal ismi bir ayın adı olup "baharın doğuşu" işçi grevine halkın uyanışına bir gönderme vardır. Büyük Anzin Madenci grevinden ( 10 bin madenci katılmış ulusal çapta yankı uyanmış 3 bin askerle bastırılmış ve hiç bir sonuç elde edilememiş ,kitaptaki gibi) etkilenen Zola bu kitabı yazmak madencilerin iç dünyasını anlayabilmek için bir çok defa Nord-pas-de-calais maden alanını ziyaret etmiş. Bunu öğrendiğimde şaşırmadım çünkü kitabı okurken maden ocağını tasfir ve betimlemeleri o kadar gerçekti ki bildiğini hissetiriyordu. ..yarın korkusuyla yaşamaya devam edip, alanını terk edememek,başkaldıramamak kişinin özgürlüğüne vurulan en derin ketlerden birisidir. İtaat bekliyorsan fakirleştir,kafalarına buyruk yaşamalarını istemiyorsan sadece ölmemeleri için yetecek kadar tayın ver.. (kitabın özeti gibi) Son bir alıntıyla bitireyim; ".. insan kötülük yapmıyorsa fırsat çıkmadığındandır." Keyifli okumalar.
Edebiyat
GerminalEmile Zola · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201914,4bin okunma