“Bugün Müslümanlar, belki de dünyanın her yerinde, şu veya bu tonda, şu veya bu bağlamda şu soruyla karşılaşıyor: Siz ne istiyorsunuz? Basit, yalınkat bir cevapla: "Sadece Müslümanca yaşamak" denildiğinde şaşkınlık yaşanıyor.Peki, böylesi basit bir talep için bu hengâme niçin? Bu basit cevap karşında şaşkınlık yaşanıyor, ama öte yandan bu kadar basit bir dilekte bulunan birinin dünyanın çoğu yerinde zindanlara atılması, işkenceye uğratılması umursanmıyor.Bunlar olağan görülebiliyor.”
“Asıl biz, düşünmeyi durdurduğumuzdan İslamla olan ilişkimizi gevşettik, hatta yer yer kopardık. İslam’a olan aşkımızı yitirdik. Düşünme bağımsızlığımızı yitirdik.”
Dağların, kağıt tomarları gibi bir toplanmadığı kalmış, suların bir yedi kat yerin dibine batmadığı kalmış, Buğday başkalarının bir saman bitkisi olmasına ramak kalmış. Makinayla insanın ikiz kardeş olması gün meselesi.
İnsansa, kurtarıcı çağrıyı duymamakta direniyor.