Okuduklarım içinde enler listesine gururla ekleyeceğim. Muazzam bir bakış açısı kazandıracağından eminim. Aslında bildiğimiz ama durmadan unuttuğumuz her şeyi yeniden hatırlatan bir kitap
Livaneli’nin diğer kitaplarına nazaran çerezlik kalıyor. Beğenmedim diyemeyeceğim fakat bazı kitaplar bittiğinde, içimizde bir yerde iz bıraktığını ya da bırakacağını hissederiz ya, öyle bir hissiyat oluşmadı maalesef. Yazara saygıdan okunabilecek bir kitap.
Zülfü LivaneliBalıkçı ve Oğlu
Kalemine aşık olduğum yazardır kendisi. İlk etapta dedim diğer kitapları kadar etkilemeyecek beni galiba. Fakat sonlara doğru karakterin gelişim süreci, fikirlerinin muazzam değişimine şahit olmak hayran olunası. Orhan Kemal’in hangi kitabı önerilmez
ki. Gönül rahatlığıyla okunur, tavsiye edilir!
İlk defa Tolstoy’un bir kitabını beğenemedim. Konusuna, fikrine katılmadığımdan olsa gerek. Başka bir yazarın kitabı olsa idi asla sonunu getiremezdim. Okuyun ya da okumayın diyemeyeceğim. Esere
karşı, yazara hakaret olmaması (Ki kendisi en sevdiğim yazarlardandır) için nötrüm.
Kitabın ilk yüz sayfası biraz zor ilerliyor. Fakat içine girdikçe, karakterlerin birbiriyle bağlantısını anladıkça, sonunu görme isteğiyle elinizden bırakmak istemiyorsunuz. Her kitapta kendime yakın hissettiğim bir karakter olur. (Bazen şaşırtıcı şekilde bir yan karakterdir bu) Bu kitapta, kahraman bakış açısıyla bizi aydınlatan Vanya favorim oldu diyebilirim. AH! Nelli ikinci favorim de sensiz. Ve her zamanki gibi usta yazarın birebir düşüncelerini, birebir yaşadıklarını kitapta konu olarak görebiliyorsunuz. ( Nelli’nin sara nöbetleri geçirmesi gibi) Okuyun, okutturun!
Fyodor DostoyevskiEzilenler