Bir anda perspektifim kaydı ve kendimi dünyanın dışında, çevreyi izler halde buldum. Milyonlarca insanın yaşamını dışarıdan izleyebiliyordum; ardından evrendeki yerini kaybetmiş kendime baktım. İçime kapanmıştım ve artık bana ait bir yer yoktu insanlar arasında.
Insanların düşünceleri görüşleri ne kadar zıt olsa da sevgi aşk birşeyleri görmezden gelebiliyor. Peki nereye kadar işte bunun cevabını Piraye de okuyoruz. Anlatım tarzı akıcı betimlemeler yerinde güzel bir kitap.
"Biliyor musunuz ben bu çağdan nefret ederim. Etimle, kemiğimle, hücrelerimle nefret ederim. Makina, makinanın o korkunç dişlileri nasıl kemirir canımı. Bir bilseniz bir bilseniz. Nasıl ezilir, nasıl susarım. Bir kayanın, bir bitkiye bir canlıya örneğin üzerindeki bir karıncaya yabancılaştığını duydunuz mu hiç: Bir kişinin anıtı ile, "mermerden bir kişi" ile, "bir kişinin" birbirine benzemediğini düşündünüz mü hiç? Bir çağı kabullenip "ben"le o içimdeki arasında böyle bir ayrıntı var. O ikisi birbirine öyle yabancı ki..."