Ne var ki gerekçelendirmenin suçluluk duygusu üstünde hiçbir nüfuzu yok. Başkalarına yöneltilmiş hiçbir öfke ya da hiddet bastıramıyor onu. Çünkü suçluluk asla onlarla ilgili bir şey değil. Suçluluk kişinin kendi sefilliğinin korkusu. Başkalarıyla ilgisi yok.
Bu suçluluk duygumdan, aldığım kararı, durmadan eski dertleri soruşturmayı ve onun günahlarını benimkilerle tartmayı bırakıp kendi içimde kabullendiğim zaman sıyrıldım. Babamı düşünmeden. Kararımı kendi hatırıma, kendim yüzünden kabullenmeyi öğrendim, onun yüzünden değil. Ben ihtiyaç duyduğum için, o hak ettiği için değil.
Bu satırları okuduğum an içinde koca bir ömrü yaşadım, gerçekte yaşamadığım bir ömrü. Farklı bir çocukluğu anımsayan, farklı bir insan oldum. Bu sözlerin yarattığı sihri o zaman da anlayamamıştım, şimdi de anlamıyorum. Sadece şunu biliyorum: Anne bana olmak istediği gibi bir anne olmadığını söylediği anda, ilk defa anne oldu.