“ O yemeği yemektense, servis etmekten keyif alırdım.”
“Burası sihirli bir yer.” dedim. “ Her şey ışıldıyor.”
“ Bu şekilde düşünmeyi bırakmalısın dedi,” dedi Dr. Jerry sesini yükselterek. “ Sadece belirli bir ışıkta parlayan ahmak altını değilsin sen. Neye dönüşürsen dönüş, kendinden nasıl biri çıkarırsan çıkar, bil ki sen hep oydun. O senin içinde daima vardı. Cambridge’de değil. Sende vardı. Altınsın sen. BYU’ya dönmek, hatta geldiğin o dağa dönmek, kim olduğunu değiştirmez. Başkalarının seni nasıl gördüğünü, hatta senin kendini nasıl gördüğünü değiştirebilir -altın bile bazı ışıkta donuk görünür- ama asıl o bir yanılsamadır. Her zaman da yanılsamaydı.”
Kendi sözlerim de doğruluyordu. Öğrenciler nereden geldiğimi sorduğunda, “ Idaho’luyum,” diyordum, Yıllar içinde ne kadar tekrarlasam da, dilime bir türlü oturmayan bir cümle. İnsan bir yerin parçasıyken, o toprakta büyürken, oralı olduğunu söyleme gereği duymaz. “ Ben Idaho’luyum” sözlerini, oradan ayrılana dek bir kez olsun telaffuz etmemiştim.