Kitabı yorumladığım video yayında bağlantıya tıklayarak ulaşabilirsiniz :) youtube.com/watch?v=PYJgSe7...
Öncelikle şundan bahsetmek istiyorum bu ve bu tarz kitaplar (Kürk Mantolu Madonna ve Suç ve Ceza gibi) bana hep gerginlik veriyor inceleme sırasında çünkü neredeyse çoğu kişinin okumasından dolayı zihnimdekileri karşı tarafa aktaramıyorum bundan dolayı kusura bakmayın şimdiden.
İlk başta kitabın arka kapağını okuyalım ondan sonra da kitabın yorumuna geçelim. Jack London'ın yarı otobiyografik romanı Martin Eden, maddi imkânsızlıklar içinde iyi bir eğitim almak ve ismini edebiyat dünyasına duyurmak için yılmadan ve durmak bilmeden çalışan genç bir denizciyi konu alır. Yüksek sosyeteye mensup sevgilisinin gözünde saygın bir yer edinmek umuduyla yazarlığa soyunan Martin, yazdığı öyküler birkaç dergi tarafından peş peşe reddedilince ve çaylak bir gazeteci yüzünden sosyalist olmakla suçlanınca uğruna verdiği iki yıllık savaş gözüne çoktan kaybedilmiş görünür.
Burada diyor ya bir sosyalist olarak anıldığından dolayı aslında görüyoruz ki dönemin siyasi iklimini ve devletlerin nasıl bir durumda olduğunu da gösteriyor buradan hem tarihsel olarak hem de sosyolojik olarak okunabilecek bir kitap olduğunu görüyoruz. Bununla birlikte Eden'ın bulunduğu konumda Rusya'da Ekim Devrim'inin de patlak verdiğini unutmamak gerek zira kitap içerisindeki politik terimleri ve filozofları okurken belki zorlanmanızdan dolayı da tarihi bilmek ve okumanın ne kadar yararlı olduğunu gözlemliyoruz.
Ne var ki Eden'ın başarı ve şöhreti nihaiydi. Fakat Eden bir zamanlar sofralarına oturmak için can attığı entelektüel ve zengin dünyadan kopmasıyla beraber bir kişinin başarı hikayesinin nasıl yazıldığını da gözlemliyoruz. Kitabın arka kapağı böyleydi aslında kitaba baktığımız
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitap incelemesine başlarken İngilizce aslından çeviren Levent Cinemre' yi yürekten tebrik etmek isterim. Bana göre kitabın sadece çevirisini yapmakla kalmamış, okuru Jack London' la tanıştırmak için elinden geleni yapmış. Ayrıca her zaman dediğim gibi aslından çeviri başarılı olmasa, kitabın kendi dilinde olan başarısının ne önemi var ki?
Ben incelemelerimde bolca spoiler kullanıyorum. Ne kadar özensemde kitabın büyüsünü bozuyorum sanırım. Kusura bakmayın.
Kitap mesleği denizcilik olan yetenekli ve hırslı kahramanımız Martin Eden' ın gözünden anlatılmış. Kendisinin tahsili ilkokul düzeyindedir. Denizde bazı konularda yardımcı olduğu Arthur tarafından evlerine davet edilir. Arthur ve ailesinin yaşam stili Mart' ı oldukça etkiler, özellikle Arthur' un kız kardeşi Ruth. Tanımadığı, yabancısı olduğu bu ortama, insanlara hayran kalır. Onların bilge insanlar olduğunu düşünür. Ne yapıp edip onlar gibi olmalıdır. Bu konuda kendini geliştirmek için Ruth' dan destek alır, kendisinin her türlü yanlışını düzeltmesini ister. Okur, araştırır. Matematik ya da Fen onun ilgisini çekmez. Bir yandan kendini geliştirir, bir yandan yazar. Amatörce, basit belki ama yazar. Kendisinde var olan potansiyelin farkına varır.
Bir taraftan öğrenmek ve yazmak, diğer yandan hayatta kalmak zorundadır. Bir kaç işte çalışır. Çok zor şartlara katlanır. Tek istediği Ruth' un aşkını kazanmak ve onlar gibi bir insan olabilmek. Ilerleyen sayfalarda Ruth' un aşkını da kazanır. Fakat Ruth' a göre Mart, Ruth' un örneklerinde ki gibi avukat olmalı, ya da muhasebeci kısaca düzgün iş sahibi olmalı. Yazar olmak gibi, yazmak gibi boş işlerle uğraşmamalı. Ancak Mart kararlıdır. O yazdıklarından, dergilerin ve gazetelerin ret cevaplarından hatanın nerede olduğunu anlamaya çalışmakta ve yeniden yazıp yeniden göndermektedir.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma