(Spoiler içerir!)
"Sana, beni asla tanışmamış olan sana..."
S(2)
Başlar başlamaz uyarıyor sizi Zweig:
"Acı, insan suretine bürünüp sizinle konuşacak. Sakın ona kaba davranmayın. Sessizce, uslu bir çocuk gibi dinleyin onu. Onun dilinden hepiniz anlarsınız zaten. Muhakkak tanıştınız onunla. İlk doğduğunuz anda ciğerlerinize dolan oksijenle yanan ciğerleriniz öğretti size acıyı sonra da ömür boyu unutamadınız. Dinleyin bakalım acıyı."
......
"Beni dinleyeceğin bu çeyrek saat yüzünden yorulma, çünkü ben seni bütün bir hayat boyunca sevmekten yorulmadım."
S(5)
Herkesin bildiği platonik aşıklar vardır hani. Genelde ezik der insanlar onlara çünkü sevdikleri insanın tek bir bakışı ile deli gibi heyecanlanır, paniğe kapılırlar. "Sevmek" fiilinin ne denli ağır, can yakıcı olduğunu bilmeyenler için elbette bu aptalca bir davranıştır. Size karşı zerrece sevgi duymayan ve hatta adınızı dahi bilmeyen birini bu denli sevmek aptalca olabilir ya da delice.
Bilinmeyen kadınımız da böyle. Yıllarca ısrarla karşısına çıkmasına rağmen yüzünü dahi hatırlamayan bir adama umulmadık derecede bağlanmış, bütün varlığını, yaşama sebebini, sevincini, kederini, hasretini, özlemini kısacası sahip olduğu her şeyi ona bağlamış bir kadın. Ömrü boyunca bilinmeyecek bir kadın. Karşılaştığı üç beş an için iki düzine mektup yazacak kadar bir adamı içinde büyütmüş, o adam tarafından her seferinde arsızca unutulmuş bir kadın.
Sevginizin ne denli şiddetli olduğu karşınızdaki insanın size yaşattığı acılara verdiğiniz tepkiyle ölçülür. Bir kadın düşünün ki ömrü boyunca ruhunda yara açan bir adama bu ruhu bana sen armağan ettin diyerek bir kere bile kin duymuyor. Senden bana kalan acıydı evet ama bu acıyı seçen bendim diyerek sevdiği adama kıyamayan bir kadın.
"Bekledim, çaresizlik içinde kalmış biri