Edi⠀ོ

Beklemek cehennemdir, ama beklerim seni~ shakespeare
8/10
·68 syf.··
2020 65. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2020 17:01
·
(Spoiler içerir!) "Sana, beni asla tanışmamış olan sana..." S(2) Başlar başlamaz uyarıyor sizi Zweig: "Acı, insan suretine bürünüp sizinle konuşacak. Sakın ona kaba davranmayın. Sessizce, uslu bir çocuk gibi dinleyin onu. Onun dilinden hepiniz anlarsınız zaten. Muhakkak tanıştınız onunla. İlk doğduğunuz anda ciğerlerinize dolan oksijenle yanan ciğerleriniz öğretti size acıyı sonra da ömür boyu unutamadınız. Dinleyin bakalım acıyı." ...... "Beni dinleyeceğin bu çeyrek saat yüzünden yorulma, çünkü ben seni bütün bir hayat boyunca sevmekten yorulmadım." S(5) Herkesin bildiği platonik aşıklar vardır hani. Genelde ezik der insanlar onlara çünkü sevdikleri insanın tek bir bakışı ile deli gibi heyecanlanır, paniğe kapılırlar. "Sevmek" fiilinin ne denli ağır, can yakıcı olduğunu bilmeyenler için elbette bu aptalca bir davranıştır. Size karşı zerrece sevgi duymayan ve hatta adınızı dahi bilmeyen birini bu denli sevmek aptalca olabilir ya da delice. Bilinmeyen kadınımız da böyle. Yıllarca ısrarla karşısına çıkmasına rağmen yüzünü dahi hatırlamayan bir adama umulmadık derecede bağlanmış, bütün varlığını, yaşama sebebini, sevincini, kederini, hasretini, özlemini kısacası sahip olduğu her şeyi ona bağlamış bir kadın. Ömrü boyunca bilinmeyecek bir kadın. Karşılaştığı üç beş an için iki düzine mektup yazacak kadar bir adamı içinde büyütmüş, o adam tarafından her seferinde arsızca unutulmuş bir kadın. Sevginizin ne denli şiddetli olduğu karşınızdaki insanın size yaşattığı acılara verdiğiniz tepkiyle ölçülür. Bir kadın düşünün ki ömrü boyunca ruhunda yara açan bir adama bu ruhu bana sen armağan ettin diyerek bir kere bile kin duymuyor. Senden bana kalan acıydı evet ama bu acıyı seçen bendim diyerek sevdiği adama kıyamayan bir kadın. "Bekledim, çaresizlik içinde kalmış biri
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çooook mu uzun oldu ne :)
Puan vermedi·246 syf.··
2020 54. kitabı
Tesadüfen karşıma çıkan anıları yad etmek için incelediğim kitap : D Bundan yaklaşık 5 yıl önce lisenin ilk yılında ödev olarak verilen bir kitaptı. Bilen bilir normalde severek okuyacağınız kitaplar ödev olunca bir anda gözünüzde kocaman bir dağa dönüşür. Bizde de öyleydi birde ergenliğin verdiği o müslüm babayla küçük emrah karşımı ruh halinden olsa gerek hep bir isyankar çilekeş tavır sergiler bu yüzden de çoğunun özetlerini okur sınavda da bir shakespeare edasıyla ballandıra ballandıra anlatırdık. Neyse lafı çok uzattım galiba kitaba dönelim. Nasıl oldu bilmiyorum herhalde boşluğuma geldi okumuşum bunu. Kitap aborjinler adında bir kabilenin yanına giden kadının kendi içsel yolculuğunu anlatıyor diyebiliriz. ( içsel yolculuk mu süslü kelimeler kullanmasa olmaz :D) kendi benliğini fark ederken bir takım evrelerden geçiyor tabi. Aborjinler dediğimiz bu avusturalyalı kabile çölde yaşayan ve çölün dilini öğrenmiş onunla konuşmayı bilen kişiler. Tabi bizim karakter nerden bilsin allahın kütüğüyle nasıl konuşulacağını. Ama öğreniyor merak etmeyin : ) . Her insan gibi o da zamanla bulunduğu yerin suretine bürünmeyi öğreniyor. Hatta bir ara işleri baya büyütüp telepati yöntemine kadar çıkıyor.( kitaptan çok etkilendiğim için herhalde bende arkadaşlarımla telepatiyle konuşmayı denemiştim. Tabi o zamanlar ermiş falan sanıyorum kendimi :D ) karakter bir yandan kitaptaki olayları yaşarken bir yandan da hayatını sorguluyor. Karmakarışık olan ve bizimkilere benzeyen hayatını. Ve uğruna yaşayıp durduğu birçok şeyin boş olduğunu fark ediyor. Peki bizim kendi hayatımızı gözden geçirip uğruna ömür çürüttüğümüz birçok şeyin aslında boş olduğunu anlamamız için illa aborjinler ile birkaç ay mı geçirmemiz gerek? Çölün ortasında adamın biri ile telepati yoluyla konuşmadan hayatımızı
Bir Çift YürekMarlo Morgan · Klan Yayınları · 201927,5bin okunma
İçimizdeki acizlik
Puan vermedi·304 syf.··
2020 3. kitabı
"İçimizde şeytan yok... İçimizde âciz var... tembellik var... iradesizlik,bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikati görmekten kaçmak itiyadı var..." S(213) Okurken her insanın kendinden bir parça bulduğuna hatta bazen o parçayı kabullenmek istemediğine eminim. Ne demek içimizde şeytan yok? O halde ben miyim bu kadar kötülüğü yapan? Ben miyim bu kadar acımasız olan? Imkansız efendim hepsi o şeytanın işi. O olmasa melek gibi insan olurum ben. Karakterimiz de kitabın sonuna kadar böyle düşünüyor. Yaptığı her hatada suçu içindeki şeytana yıkıp bir nevi vicdan muhasebesinden kendini kurtarmış oluyor. Taki tüm gerçeklerin farkına varacak olay silsilesine tutuluncaya kadar. Ve şu cümlelerle bende dahil birçok insanın içine dokunuyor: "İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir. Bende bu fena cevher fazla miktarda mevcutmuş. Belki herkeste var... fakat insan olan onu söküp atmasını yahut boğmasını biliyor." S(212) Hiç kimseye kötülük yapmadığı ve çevresindeki kötü insanları gördüğü için kendini iyi bir insan olarak tanımlayan ömer 'elime geçen ilk fırsatta bende onlar gibi oldum. İyi biri değilmişim sadece henüz elime kötülük yapma fırsatı geçmemiş. ' diyerek aslına bize müthiş bir öz eleştiri yapma fırsatı veriyor. Ben hiç adam öldürmedim bir katil değilim diye düşünürken artık belki de elime böyle bir fırsat geçse bende ömer gibi kendimi girdaba bırakıp o adamı öldürürüm diyorum. İyi olmadığınızı bazen kabullenelim ve "henüz yaşamadım bilmiyorum " demeyi öğrenelim. Böylelikle insanlara ön yargıyla yaklaşıp kendimizi masum görmekten vazgeçeriz. Ve sözlerimi sayın Orhan pamuk'un şu cümlesiyle bitirmek istiyorum. "... ve insanların yüzlerine baktıkça görüyorum ki ellerine daha cinayet işleme
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Can Yayınları · 2019209bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2020 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2020 16:41
(Spoiler içerebilir) "Devlet bir sobadır ve yakıtı da yalnız insandır. Yakılacak insan olmazsa soba söner" *çocukları okumayan ve kitaptan uzak tutulan bir halk odun olmaya mecburdur. youtu.be/dK1thKZa9ik Çocuklar için Kitabı ve belkide günümüzde bulunan tüm devlet sistemlerini tek bir cümlede özetlemiş Cengiz Aytmatov. Gün olur asra bedel kitabının devamı olup develeti eleştirmek gerekçesi ile kitaptan çıkarılan daha sonra ayrı bir kitap olarak yayınlanan kitabın ironik olan kısmı kitabın ana fikrinin tam da Cengiz Aytmatov'un bu yaşadığıyla örtüşmesi. Uğruna savaşıp esir düştüğü devleti "bir esir nasıl olur da kurtulur " diyerek kuttubayev'i ölüme sürükler. Gerekçe ise yazdığı bir efsanedir. Hırsına yenik düşen inanlardır belki de devletleri ölüme sürükleyen o soba sönmesin diye gördükleri her insanı sobaya atmaya çalışanlar sobanın onları da bir gün içine çekecek olduğunu fark etmezler. Not: kitabı okumadan önce mankurtların kim olduklarını öğrenin.
1000Kitap
Cengiz Han'a Küsen BulutCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202520,1bin okunma