“…
Memleketimizin kadın ve erkeklerini, biri diğerini sürükleyen ve taşıyan değil, el ele ve aynı tempoda yürüyen iki mahluk olarak göreceğimiz günün uzak olmamasını dilerim."
Sabahattin Ali
Yaşamak...
Göğe bakmak hürriyeti,
Çiçek koparmak keyfi,
Kedileri, köpekleri okşamak saadeti...
Yürümek, durmak, etrafa bakmak, kendi kendine söylenmek, taşın sertliğini, yaprağın yumuşaklığını, bulutların beyazlığını idrak etmek...
Hele nefes almak, şöyle göğsünü şişirerek bol bir nefes almak...
Ya güneş, ya yağmur, ya kar…
Kardeşim, yaşamak başlı başına harikulade bir hadisedir!
Sözcükler böyledir işte, durmadan kılık değiştirir, birbirinin peşine takılırlar, ne yöne gittiklerini bilmezler sanki ve içlerinden ikisinin ya da üçünün, ya da dördünün, örneğin bir kişi adılının, bir zarfın, bir eylemin, bir sıfatın kendi halinde öylece birdenbire ortaya çıkıvermesiyle, heyecanımız cildimizin yüzeyine ve gözlerimize kadar karşı konulmaz biçimde yükselir, duygularımızın içene hapsolduğu barajı yıkar, kimi zaman da bu basınca dayanamayan sinirlerimiz olur, çok fazlasını yüklenmiştir, her şeyi yüklenmiştir, cendere içindedir.