Herkesin önerdiği, anlatıp bitiremediği, ağzından düşüremedeği overrated bir kitap. Eğer gerçekten okuyacak bir şey kalmadıysa(imkansız), okumaya aşırı açsanız, sevdiğiniz biri önerdiyse ya da kafanıza biri silah dayadıysa, tamam o hâl de okuyun.
Ağır betimlemelerin olduğu ve konuyu gelememe durumu o dönemlerde yazarların gerçek okuyucuyu bulma tekniğiymiş. Kitaptan sıkılan kişi yarım bırakıyor, sonunu göremiyor ve asıl sürükleyici kısmı kaçırıyormuş. Bunun üzerine kıtabın sonuna kadar direndim ve sonuç yine aynı.
İnceleme spoiler içerir.
Kitabın büyük bir bölümü sizi bunaltacak derecede ada betimlemeriyle dolu. Metre veya santim yerine yarda kullanılması gibi sözcüklerle de çeviri başlı başına yorucu. Okuyorum okuyorum bir şey olmasını bekliyorum ama yok.
Canavar meselesi var bi, sayfalarca gelmesini bekliyorsunuz o da gelmiyor. Simon canavarı bulmak için dağa çıkıyor, canavar sandıkları şeyin aslında paraşütle dağa inen bir adam olduğunu öğreniyor, bunu iletmek için indiğinde simon’u canavar sanıp öldürüyorlar. 250 sayfada olan tek bir olay bu.
Ben beğenmedim, klasik diye eleştiremeyecek değilim.