Totalitarizmin ne kadar baskın olduğunu, iktidarın kendi çıkarları uğruna toplumun en insanı niteliklerini yitirtdikleri, ruhsuz otomatlara dönüşmesini sağladıkları, mutlak itaat beklenilen, bireysel özgürlüklerin ele alındığı ve herkesin aynı düşünceye bürünmesini sağlayacak işlemleri nasıl yaptığını biraz anlatayım.
Yenisöylem adında kısıtlı bir dil yaratıp insanların sınırlı kelime hazinesiyle konuşmasını sağlıyorlar ve bu da düşünce yapısını darlaştırma yolunda büyük bir adım oluyor. Ki üstüne üstlük sürekli dili değiştirip, kelimeleri daha da aza indirmeleri, insanların her gün yeni bir dile adapte olmaya çalışmaları düşünce yorgunluğuna ve yeni şeyler düşünememeye yol açıyor. Peki ya duyguların kısıtlanması, keyif, haz, neşe, zevk, sevinç yok sadece endişe, sinirlilik, öfke, hiddet, düşmanlık ve hınç. Evlilik ve çoçuk yapmak yasak, istisnası Parti’ ye hizmet verecek çoçuklar dünyaya getirilirse evliliğe izin verilir. Geçmiş nasıl siliniyor? Gerçek Bakanlığı’ndaki basınçlı borulardan geçmişten gazeteler, kitaplar, broşürler, karikatürler, fotoğraflar her türlü belge biri tarafından neler yapılması gerektiğiyle birlikte gelir, ya değiştirilir ya da bellek deliğinden fırınlara gönderilir. Geçmiş her geçen gün güncellenir. Böylelikle Parti’nin tüm yargılarının ne kadar doğru olduğunu belgeleriyle kanıtlanmış olur hem de o an ki öngörülerle çelişen tüm haber ve görüşler silinmiş olur. Hadi diyelimki düşünebileceğin konular var, düşünemezsin! Düşünce Polisi sürekli ensendedir. Düşündüğünü anladığı an da ne yargılama olur ne tutuklama raporu tutulur. Direkt kaybolursunuz. Buharlaşıp gidersiniz.Gelmişiniz geçmişiniz hepsi silinir.
Evde de mi rahat yok? Yok o da yok. Tele-ekran sizi her saniye izler, kayda alır. Parti’ye karşı direnenleri neden direkt öldürmüyorlar?