Ancak Hristiyanlar ve Müslümanlar, aynı temelin farklı boyutlarını daha çok önemserler. Müslümanlar, yaratılışın tevhid inancına yönelik sonuçlarını vurgularken; Hristiyanlar ise yaratılışın “başlangıcı"ndan kaynaklanan anlatıya dair sonuçları vurgularlar.
Tā meni ayırdı devrān sevgü yārumdan menüm
İncidi gökde melāyik āh u zārumdan menüm
Ṣūretüñ gördüm nigārā vālih ü sevdā-yı men
Firḳatüñ dūr eyledi ṣabr u ḳarārumdan menüm
Ey perī-peyker seni andan berü kim görmişem
Ḥüsnüñ ayırdı ḳarār u iḫtiyārumdan menüm
Ḥasretem Ya‘ḳūb tek Yūsuf yüzine ey ṣabā
Tañruñ içün bir ḫaber algil nigārumdan menüm
Ey Ḫaṭāyī her tüğüñ titrer ḫazān yapraġı tek
Tā meni dūr etdi bu devrān bahārumdan menüm
Hak sübhânehü ve Taâlâ Tevrat kitabında;
“Nürîdü en neh-lüga insenen bişeklinâ ve hey etinâ li yekûne sultânen li-tuyûri’l- hevâ ve hıytânî’l-bahri ve küllî rabbî ve vech mina’llâhi zilli ila’l-lahi fi’l-ulviyâtı ve’l-tüfliyyâtı muhtelifet âdeme ve allem- tühü” Yâni Hak Taâlâ eyitdi. Diledüm ki bir insan halk idem öz şeklümüz üzere ta kim Sultân ola.
Konuya hangi açıdan bakarsanız bakın, uluslararası silâh üretimi, ticareti gizli servislerin bilgileri dışında yapılamaz. ve kaçakçılığı, hükümetlerin ve hükümetlerin