İnsanların çoğunun doğal hali, salt iyilik ya da kötülük değil, gözünün önünde olanlara karşı takındığı korkunç kayıtsızlıktır. Dünyada olan biten en büyük felaketler ya da milyonların gözü önünde olan en korkunç kötülükler bile, insanların çoğunun umurunda değildir, hiç olmamıştı da...
İnsanoğlu, tıka basa yanlışlıklarla, ağzına kadar safsatalarla, birkaç kilometre ötede değişen "mutlak" inançlarla, bağnazca savunulan dogmalarla dolu bir ambardır. Stoklardaki safsataların hemen hemen hiç birini o koymamış, hepsi çok daha önceden doldurulmuştur. O milyonlarca "ırkdaş", "dindaş", "inançdaş", "fıkirdaş"ıyla aynı malzemeleri taşıyan aynı çürük kokuyu yayan ambarını eşsiz zanneder.
İnsan toplumsal konumunun kaynakları hakkında ölçüsüz bir duyarsızlığa sahiptir. Algıladığı her şeyi, niteliklerine bakmadan doğal sayma eğilimindedir.
İnsan özgürlüğün kendisini değil olasılığını sever. Hiç kullanamadığı ve asla kullanamayacağı bir özgürlüğün kullanılma olasılığı onu mutlu etmek için yeterlidir.