Zulmün değişik miktarlarda ama istisnasız her yapanda bıraktığı bir vicdan yükü vardır; zalimdeki bu vicdan tortusu, geçmişte yaşanan bir mazlumluk ile etkisizleştirilir. En büyük vahşetlerin meşruiyet vitrininde mutlaka irili-ufaklı acılar sıralanmıştır. Katliamcı, geçmişte bir yerlerde yakınlarını kaybetmiştir, soykırımcıya daha önce birileri tokat atmıştır, işkencecinin çocuğu ateşlenmiş ve hastanede yatmaktadır. Hemen her zalim, bir zamanlar mazlum olduğu olayları geçmişinden hortlatır. Küçük de olsa bir yerlerde bir zamanlar yaşanan mazlumluk, zulüm olanaklarını, başka hiçbir etkenin yapamayacağı kadar genişletir. Geçmişteki toplama kampları olmasaydı bugünün çocuk cesetleri nasıl meşrulaştırılabilirdi?
Takvimler yaşanan dönemi sanayi çağı, bilgi çağı, uzay çağı vs diye adlandırsa da ortalama insan beyni en iyimser değerlendirmeyle Kaba Taş Çağı'nın ortasında duruyor.