Denize bakmanın, dalgaların çıkardığı sesi dinlemenin keyifli olduğu konusunda şüpheye düşen kişiler görüyor insan, ama ince zevklere sahip olduklarından hiç şüphe etmeyen bu kişiler, ancak denize bakabilecekleri, dalgaların sesini dinleyebilecekleri bir otel odası için gecede iki yüz frank ödedikleri zaman bunların keyif verdiğine inanmaya başlıyorlar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaşamın güzel olduğuna inanmayız çünkü yaşadıklarımızı hatırlamayız, ama uzun zamandır unuttuğumuz bir kokuyu şöyle bir içimize çektik mi sarhoş oluveririz. Benzer biçimde, ölenleri artık sevmediğimizi sanırız ama kazara eski bir eldiven gözümüze çarpınca gözyaşlarına boğuluruz.
Kek parçacıklarıyla karışmış sıcak sıvıyı damağımda duyumsar duyumsamaz bedenimi bir ürperti sardı; yaşadığım bu sıra dışı şeyi anlamak için durdum, inanılmaz bir zevk dalgası tüm duyularımı ele geçirmişti; bu münferit, bu müstakil duygunun kaynağını bulamıyordum bir türlü. Birdenbire, yaşamın içindeki tüm olaylar uzak, yaşamın getirdiği tüm felaketler zararsız, yaşamın kısalığı ise bir yanılsama gibi geldi bana. Artık sıradan, akıntıya kapılıp giden bir ölümlü gibi hissetmiyordum kendimi.
Dünyadaki en mükemmel insanın bile, bizi hayrete düşüren, kızdıran bir kusuru var. Bulunmaz bir zekâya sahip, her şeye en geniş açıdan bakan, kimse hakkında kötü söz söylemeyen bir adam, çok önemli bir mektubunuzu, postalamayı kendisi teklif ettiği halde, cebine atıp orada unutuyor ve hayati önem taşıyan bir görüşmeyi kaçırmanıza yol açıyor; üstelik bunun için özür dilemek yerine gülümsüyor, çünkü zamandan habersiz olmakla övünüyor.
"Mutsuzum çünkü zevksiz, amaçsız, hareketsiz, ihtirassız geçirdiğim bir hayatın sonuna geldim, üstelik aileme ne kadar çok acı çektirdiğimin de farkındayım."