Demirden yüksek bir kule varmış. Tepesine çıkarmışım, uzaklara bakarmışım. Kendimi aşağı atsam, eski hayatıma düşermişim gibi. Bakarmışım uzaklara, geride bıraktıklarımı görmek umuduyla. Gençmişim öldüğümde
Küçücük bir çocukken yaz aylarında köydeki evinin bahçesinde çeşmeden akan suyu düşledi. O çeşmenin metal borudan coşkuyla fışkıran pırıl pırıl suyunu içişini özledi. Suyun eski ... çok eski... küçükken bildiği lezzetini özledi. Çok eskiden sevdiği ölü birini özledi. Özlem... sadece özlem, insanın gözünü bu kadar karartır mı?