Turan inal

Platon'un müthiş bir şekilde yazdığı gibi, sadece kendimiz için doğmadık, aynı zamanda vatanımız bir parçamıza, dost larımız da diğer parçamıza sahip çıkar. Dahası Stoacıların inandığı gibi, yeryüzünde meydana gelen her şey insanlığın kullanımı için yaratılmıştır ve insanlar bizzat insanlar için, birbirlerine faydalı olabilsinler diye doğmuştur.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Reklam
İman
-Muhammed'in dinini terk eder ve atalarının dinine döner sen seni öldürmeyiz, dediler. Hubeyb: - Vallahi hayır! Dinimden asla dönmem. Hatta dünyayı için dekilerle beraber bana verseniz de dönmem, diye haykırdı. Bu kez küstahça: - Doğru söyle, dediler. Şimdi senin yerinde Muhammed olsa ve sana bedel O öldürülse memnun olurdun, değil mi? Hubeyb, önce yüzlerine olanca öfkesiyle baktı bir süre. Sonra tok sesiyle: -Allah'a yemin ederek söylüyorum ki; evimden, ailemden ve hayatımdan olmayı seve seve göze alırım. Ama Peygamberimin ayağına bir diken batmasına asla razı olmam, diye haykırdı.
Sayfa 472·Kitabı okudu
sevgi mi şefkat mi
Ya Efendimizin (sav) torununu sevmesi? Onu öylesine severdi ki, her gördüğünde öper, koklar ve omzuna alır gezdirirdi. Sonra da "Allahım! Ben onu seviyorum! Sen de sev! Onu seveni de sev!" diye dua ederdi. Onun çocuklarına ve torunlarına karşı sevgisi aslında, peygamberlik vazifesinden gelen şefkati idi. "Şefkat sev giden yücedir." der hakikat ehli. Sevgi eskir, yok olabilir, ama şefkat asla. Sevdiğini unutanı çok görürsünüz de, evladına karşı şefkatini yitiren anne babayı pek göremezsiniz.
Sayfa 466·Kitabı okudu
En hayırlı 4 kadın
Efendimiz), bu gerçeği hissetmiş, hatta Yüce Allahin göstermesiyle de görmüştü. Hatice'yi sevmesinde bu gerçe ğin önemli rolü olduğu şüphesizdi. Ona göre, yeryüzüne gel miş en hayırlı dört kadından biriydi o. Diğer üçü ise; Hz. İsa'nın annesi Hz. Meryem, kızı Fatima(ra) ve Firavun'un Hz. Musa'ya iman eden eşi Hz. Asiye...
Sayfa 290·Kitabı okudu
İslâma davete başlarken Kureyslilerin durumu
Efendimizin(), İslam'a gizliden gizliye çağrısı üç yıl sür müştü. Bu dönemde, birçok kimse Müslüman olmuştu. Artık peygamberliğini açıktan açığa halka ilan etme zamanı gelmişti. Uzun süre evinden dışarı çıkmamıştı. Görevinin, ne denli zor olduğunu biliyordu. Nereden başlayacak, nasıl anlatacaktı? Bu kaba, bu sert topluma, ruhlarına, yüreklerine bir sürü çirkin ve kötü adetleri adeta kazıyan bu insanlara mesajını nasıl ulaştıra caku? Kendini beğenmiş, kibir ve gurur yarışına tutuşmuş, para pul ve şehvet arzusuyla delirmiş, ama elleriyle yaptıkları taştan, tahtadan putlar önünde ezilip büzülen ve küçülen bu sözde büyüklere sözlerini nasıl iletecekti? Zordu. Sert kayalar üze rine tohum serpip oradan filizlenmesini beklemek kadar zordu. Makam sahipleri, zenginler, şehrin ileri gelenleri, tıpkı sert birer kaya gibi karşısında duruyorlardı.
Sayfa 159·Kitabı okudu
Reklam