Varoluşunu ne kadar çok düşünürse düşünsün hemen yaşamın sonu olduğu düşüncesi de geliveriyordu aklına. Bunun tam tersi de geçerliydi. Bir gün yok olacağını kuvvetli hissederse yaşamın nasıl sonsuz bir değere sahip olduğunu da asıl o zaman anlıyordu. Madalyonun bir yüzü ne kadar büyük ve belirginse diğer yüzü de o kadar büyük ve belirgindi. Yaşam ve ölüm aynı şeyin iki yüzüydü. İnsan öleceğini fark etmiyorsa, varoluşunu da yaşayamaz diye düşündü. Ve bir yandan yaşamın ne kadar harika olduğunu düşünmeden de, ölmek zorunda olduğumuzu düşünmek imkansız.
Öğretmenlik öğrenciye bilgi aktarmak değil.Kişinin doğuştan getirdiği yani zaten kendisinde var olan kendi kendine öğrenme araştırma zevkini,kapasitesini kullanabilmesine yardımcı olmak, bu kapasitesinin eyleme geçmesi konusunda aracılık etmek . Bir diğer deyişle öğretmen öğretmiyor kişi kendisi öğreniyor gerçek bir öğrenmede.