...
"Ne etmişim kendime? len sizden sizin gibilerden uzak durmak için bazı günler evden bile çıkmıyorum be!"
- Doğru. Sonra da her çıkışın vukuat. 'ittihatçı' diye dövdüğün adamlardan tesbih yapsak bir imamesi eksik! Ehh, Tabii kısa sürede şan ve şöhret sahibi oldunuz beyim. Şu anda Teşkilat'ın en sevdikleri listesinde bir nümerosunuz maşallah.
"Ehh, çok şükür, elimizden geleni yapt..."
- Tövbe yahu, tövbe be! Maskaralık ediyorsun ama, Hennrilerin de ilgisini çekmeyi başardın. Sürekli peşindeler, haberin yok!
"Ne alakası var? Olsa anlardım. Abarttın ki, o kadar olur Yenibahçeli. İki ittihatçı dövmekle İngiliz hampası mı olduk? Bak bağla yine beni, yokuş aşağı gitmeye başladık. Elimden kaza çıkmasın!"
- Ne sandın bile Bre Alık Ahmet Muhtar! Keyfimizden mi seni böyle derdes ederek aldık evin önünden? Görmediler mi seni paketlediğimizi? Emanetini bizden kime versek izlenme riski var! Çoğu mimli. Ama sen... Senin izlendiğini zaten biliyoruz ama onların nazarında zararsızsın, hatta bak aha şuraya yazıyoru. Üç vakte kalmaz seninle konuşmaya da çalışacaklar, sen elini kolunu sallaya sallaya bu İstanbul'dan çıkarsın da kimsecikler ilişmez.
"Peh! Bırak bunları"
- Sana acı tavsiyem bırak şu ittihatçıların yakasını. Enver'inde... İnsan en çok sevdiği adama laf eder mi Ahmet Muhtar?
''İnsan en çok sevdiğine darılır Yenibahçeli"
...