29 Mayıs 1453'te İstanbul'un fethinden iki gün sonra papa-
nın filosu ancak Eğriboz'a gelebildi. Çok az sayıda gemiden oluşan Haçlı filosu Çanakkale Boğazı'na bile gelemeden tekrar geri döndü. Bu durum Hristiyanlığın İslâm'in yeniden canlanan gücüne karşı mücadele tarihinde silinemez bir leke olarak görüldü.
İstanbul'dan kaçanların Egedeki adalara varmasından sonra,
İstanbul'un düştüğü haberi her tarafa yayıldı. Haberler, Vene-dike 29 Haziranda, Büyük Konsey toplantı halindeyken ulaştı.
İnebahtidan mektuplar getiren hızlı bir gemiyle haber gelmişti.
Mektup senatoda okunduğunda salonu derin bir sessizlik kap-ladı. Senato üyeleri korku ve şaşkınlık ile birbirlerine baktılar.
Ağıtlar, çığlıklar birbirini takip etti. Ağlama sesleri ve feryatlar duyuluyordu. Çaresizlikten eller ovuşturuluyor ve kimisi saçını başını yolarken, kimisi de göğsünü yumrukluyordu. Bazıları bir akrabasının muhtemel ölümüne ağlarken, bazıları ise İstanbul'da kaybettiği malı için üzülüyordu. Yıllar sonra Venedik dojlarının tarihçisi Marino Sanudo, durumu şöyle özetlemişti: 'Konstanti-niyye'nin kaybedildiğine dair haberler, Hristiyanlar arasında büyük bir dehşete sebep oldu'.
Ertesi gün, Venedik yönetimi Papa V. Nikolas'a şunları yazdı:
'Yine de Yüce babamızın hem buradaki Vatikan vekiliniz Ragusa
Başpiskoposu Recanatili Jacopo Venier mektuplarından hem de başka kaynaklardan papa hazretlerinin bu mektuptan önce İstan-bul'un korkunç ve elim düşüşünü öğrenmiş olduğunu varsaymak-tayız'. Ancak papa, henüz haber almamıştı. Haberler Bologna'ya
4 Temmuz, Roma'ya ise 8 Temmuz tarihinde ulaştı. Haber papaya ulaştığında, Papa V. Nicolas, "Hristiyanlığın utancıdır bu!" diye bağırdı. Vaiz Fra Roberto da Lecce, haberleri halka duyur-du. Roma haftalar boyunca derin ağıtlara ve Konstantiniye'nin düşmediğine veya
"Yüce Tanrı, devlet güneşini Türk burçlarında doğ-durdu; göklerin çemberini onların ülkeleri etrafinda döndürdü; ve onlara Türk diye ad verdi; mülk diye ülkelerin idaresini; onları zamanın hakanları yaptı; günümüzdeki insanların yuları ellerine verildi; halk üzre onları görevlendirdi; hak üzre onları kuvvetlen-dirdi; onlarla yaşayanları ve idareleri altında çalışanları aziz kıl-dı; onlar Türkler sayesinde muratlarına erdiler ve ayak takımının şerrinden esen oldular. Aklı olan herkes onlara katılmalı ve onların oklarından korunmalı. Onlara [seslerini] duyurabilmek ve onların gönüllerini kendilerine meylettirebilmek için en iyi yol onların dillerini konuşmaktır"
Çok diye niçin korkuyoruz, askerimiz az diye niçin kendimizi küçümsüyoruz? Ateş gibi kızıp geldiler. Bizden fazlaydılar. Onlar çok diye korkmadık ve savaştık.
Miryokefalon Vadisi’nde yapılan savaşta Doğu Romalılar büyük bir hezimete uğradı. İmparator barış istemek zorunda kaldı. O tarihten sonra Rumların Anadolu’yu geri alma hayalleri de tarihin tozlu raflarına kalktı.