"İçinde yaşadığım bu zindan ile dünya arasında ne gibi bir benzerlik var onu düşünüyordum, ama başaramıyorum çünkü dünya kalabalık, burada ise bir ben varım."
Olağanüstü bir gece inanılmaz bir deneyimdi. En çok yeraltından notlar beni bu kadar etkilemişti ve başka olamaz demiştim ama bu kitap da inanılmazdı.
Öyleyse incelemeye geçebilirim.
-Karakterin parayla yaşadığı şiddetli istemsizliği ve kabullenememezliği ön planda olan asıl konudur. Bir varoluş hikayesidir diyebilirim. Karakterimiz var olmaya, kendini kabul etmeye çalışıyor. Ancak karakterin bir türlü kabullenemiyor ve bu kabullenememezlik için bir nedeni oluyor her seferinde. İlgilenmemesi gerektiğini hissettiği şeylerle ilgileniyor ki bu da onun çabasını gösteriyor. Zweig'ın da dediği gibi; "Kelimelerle anlatılamıyor bazı şeyler."
-Toplum insanın tutkularını öyle bir köreltiyor ki tek tip bir insan oluveriyoruz. Başkaları ne yapıyorsa biz de bazen ben kimim demeden aynısını yapıyorken buluyoruz kendimizi.
-Kitapta bahsedilen at yarışı konusu bence insanların hayatlarını ortaya koyma ihtiyacından kaynaklanıyor. Bir risk alınıyor, en olmadık insan kazanabiliyor ve hayatı değişebiliyor. At yarışı oynarken hep daha fazla daha fazla diyerek kendimizi boş bir hevese kaptırmamız sonra bunun devamında hayatımızı harcamamız, sonra her şeyin bitmesi...
-Bazen kazanırız hiçbir şey öğrenemeyiz, bazen de kaybederiz çok şey öğrenmiş oluruz. Sanırım en doğru tanım bu olsa gerek.
"Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan, bütün insanları anlar.”
"Bana bir tabanca doğrultsalar bile kalbim, etrafındaki binlerce, hatta onbinlerce insanın kalbinin bir avuç para için çarptığı kadar hızlı atmayacaktı."