Behçet Kemal ne kadar da doğru söylemiş, "Bu kitabı okumak adeta bir borçtur ve bir vazifedir."
Kitap, 1.Dünya Savaşında Osmanlı İmparatorluğunun dramatik yıkılışını çok güzel bir şekilde aktarıyor. Anlatılanlar da en az imparatorluğun yıkılışı kadar dramatik ve üzücü.
Bizim tarihimizde Çanakkale Cephesi zaferle sonuçlandığı için genel olarak kahramanlıklar, dramatik olaylar, anlatılar o cephe üzerinde yoğunlaşır. Bu kitapta genel olarak anlatılmayan ama Çanakkale'ye göre çok daha can yakan olayların geçtiği güney cephesi anlatılıyor. Bu sebeple de ayrı bir önemi var bence.
Kitap çok akıcı değil ama üslubu güzel. Dilinin ağır olduğuna dair eleştiri almış ama ben böyle olmadığını düşünüyorum. Okurken beni yormamıştı. Olaylar biraz kopuk kopuk anlatılmış belli bir olay örgüsü yok.
İTC liderleri acımasızca ve kimi zaman gereksiz yere yerilmiş. Özellikle Enver Paşa ve Talat Paşa'ya çokça haksızlık edilmiş. Bunda yayın döneminin etkisi olduğunu düşünüyorum. Çünkü yayın döneminde İTC'yi eleştirmek geçer akçeydi. O dönem hakkında bilgisi olmayan okurların o eleştirileri direkt doğru olarak kabul etmemesini önerebilirim nacizane.
Ve bütün bu olan biten arasında yitip giden askerlerimiz, dedelerimiz, şehitlerimiz... Askerlerimizin başına gelenler, çektiği sıkıntılar anlatılırken gözleri yaşarmayan, neden orada olduğumuz neden bunca canın sebepsiz yere yittiği, Arapların, İngilizlerin yaptıkları anlatılırken sinirden dişlerini sıkmayan yoktur sanırım. Maalesef hepsi çok çok acı, sinir bozucu ve üzücü olaylar. Herkesin bunları okuyup bilmesi lazım ki bilinçlenip tekrar aynı hataya düşmeyelim.
İstanbul'dan taşraya gelen bir aydının aradığını bulamaması üzerine kurulu bir kitap. Gayet akıcı bir üslubu var. Bir çırpıda okunup bitirilecek kitaplardan. Aynı ülkede yaşayan kişilerin birbiriyle hiçbir benzerliği olmaması ve bu noktadaki çatışmaları ele alıyor. Ahmet Celal'in savaş kazanıldığı için müthiş duygular içerisindeyken Mehmet Ali'nin "beyim Allah vere de bizi tekrar askere almasalar" demesi bunun en net örneklerinden. Bazı kişiler tarafından Anadolu'yu kötü gösterdiği gerekçesiyle sertçe eleştirilse de gerçekler bunlar. Zaten yazar son tahlilde bu halkın bu şekilde olmasının sebebi Türk münevveri gene sensin diyerek iğneyi Anadolu'ya çuvaldızı kendi zümresine (aydınlara) batırıyor.
Döneme ilgi duyan duymayan herkes tarafından okunulması gereken ve gerçeklere dayalı olarak çoğu insanımızın kafasında var olan "toz pembe/kahraman Anadolu" tabusunu sert bir şekilde eleştiren, harika bir kitap.
Serinin son kitabı. Yazar kitap sonunda belirttiği gibi "yarı tanrılaşan Mustafa Kemal" figürüne karşı olduğu için Mustafa Kemal'i biraz sönük göstermiş hatta gereksiz yere yermiş. Bunda sosyalist bir yazar olmasının etkisi vardır muhakkak. Çerkez Ethem hiçbir suçu olmayan her zaman olayları barışla halletmeye çalışan abilerinin ve Mustafa Kemal'in iktidar hırsı arasında yitip giden biri olarak gösterilmiş.
Ben beklediğim doyuruculuğu bulamadım kitapta açıkçası. Bazı -bence- gereksiz bilgilere çok fazla yer verirken asıl önemli yerleri 2-3 sayfada geçmiş. Yine de Milli Mücadeleyi ince ayrıntılarıyla anlatan 2-3 eserden biri olduğu için döneme ilgi duyanlar tarafından okunabilir.
Kutsal İsyan - 5Hasan İzzettin Dinamo · Tekin Yayınevi · 199083 okunma