Son zamanlarda okuduklarımdan farklı bir fantastik kurgu üzerine yazılan serinin ilk kitabından oldukça memnun kaldım. Öncelikle klasik vampir kurgularından kesinlikle farklı olduğunu söylemeliyim.
Tahtı zorla ele geçiren bir vampir kralın evlatlığı konumundaki Oraya'nın tek başına vampirlerin dünyasında yaşamaya çalıştığı, onlara uyumlanmak ancak insan yanını kaybetmemek için gösterdiği çabaları okuyoruz. 100 yılda bir Vampir Tanrıça Nyaxia adına düzenlenen Kejari yarışmasına katılmak için hazırlanıyor. Evet gerçekten, Hunger Games misali ölümüne yarışan vampirlerin arasında o dünyaya ait olmayan kızımız Oraya'nın başarı ile yukarı tırmanışının hikayesini izliyoruz. Zorunlu ama oldukça geçici ortaklıkların kurulduğu yarışmadan Raihn ve onun takım arkadaşı Mische ile birlik olan Oraya insan oluşunun dezavantajını aklı, yeteneği ve biraz da nereden çıktığını bilmediği, kontrol bile edemediği büyü gücü ile telafi ediyor. Sessiz ve içine kapanık vampir savaşçımız Raihn ile de tabi ki slow burn'ünden bir romantizm yaşanıyor.
Okunması rahat ve sürükleyici, özellikle de aksiyon ve gizem ihtiva eden sahnelerin iyi yazılmış olması ile keyifli bir okuma oldu. Kitabın sonunda gizemlerin bir kısmı anlaşılmış oluyor ancak seriye devam etmek için yeteri kadar kırıntı da bırakılmış. Serinin 1.5 ve 2. kitapları çıkmış durumda. 3. de 2024 sonunda çıkacak görünüyor. Hatta ara kitap olan Six Scorched Roses'ın konusu önemli bir spoiler görünüyor. Hemen devam etmeyi planlıyorum!