Genellikle korsan hikayeleri veya denizde geçen hikayeler pek ilgimi çekmez. O yüzden kapağına aşık olduğum için aldığım bu romanı okumakta isteksizlik gösteriyordum. Neyse ki Kore dramalarına olan aşkım beni denemeye ikna etmiş oldu da bu güzel hikayeyi okumuş oldum
Özünde çok tatlı bir aşk hikayesi olan hikayemizde fedakarlık, aile, arkadaşlık ve merhamet ön plana çıkan unsurlar. Ana karakterler olan Mina ve Shin kadar, yan karakterlerimiz Kirin ve Namgi'yi de çok sevdim. Karakterlerin tüm özelliklerinin ayağı yere basar şekilde sağlam bir temele oturuyor olması onlara kendini yakın hissetmeyi ve empati kurabilmeyi kesinlikle kolaylaştırıyor. Anlatım kuru olmadığı gibi sonu gelmez, uçuk-kaçık tasvirlerden uzak yeteri derecede lirik. Hatta romanın tüm renklerini öne çıkartıyor.
Mina Deniz Tanrısı'na fırtınaları durdurması için kurban edilen onlarca kızdan bir sonraki olacak olan, abisinin sevgilisi Shim'in yerine denize belki de felsefik düşünecek olursak bir bilinmeze atlıyor. Ölmediğini ve üzerinde gökyüzü ile denizde yüzen balıkların görüldüğü Tayflar aleminde gözünü açınca ağlayıp dövünmek yerine sadece merhamet ve iyi niyet ile yolunu çiziyor. Bu yolda ona yardımcı olan Maske, Dai ve Miki gibi gizemli arkadaşlar edinse de karizmatik Lotus hanesi başkanı Shin ile özel bir hikayesi oluyor.
Okumaktan ve hissettirdiği pamuk gibi yumuşacık duygulardan sonra beni çok mutlu ettiğine kanaat getirdiğim bu kitabı tüm Kore draması severlere öneririm!