Öğretmen hanım

Öğretmen hanım
@Tutunamayan_ogrtmn
•HER ŞEY KİTAPLARLA BENİM ARAMDA
Science Teacher/MEB
Bursa
Trabzon, 2 Ekim
1113 okur puanı
Temmuz 2018 tarihinde katıldı
Bir Ruhun Sessiz Çığlığı
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2026 17:59
Yusuf Atılgan’ın bu romanı, dış dünyadan çok iç dünyada geçen bir hikâyedir. O yüzden temalar da karakterler de yüksek sesle konuşmaz; fısıldar, bekler, susar. Romanın ana ekseni yalnızlıktır. Ama bu, “kimsem yok” yalnızlığı değil; insanlarla çevrili olup onlara temas edememe hâlidir. Otel doludur belki, ama ruhlar boştur. Yalnızlık burada bir durum değil, bir kimliktir. Karakterler topluma aitmiş gibi görünür ama içten içe kopuktur. Toplumsal normlar, kurallar, “normal” sayılan davranışlar…Hepsi birer kostüm gibidir; giyilir ama ait değildir.Roman bize şunu söyler: “İnsan, en çok kendine yabancı olduğunda kaybolur.” Cinsellik romanda doğal bir bağlanma alanı değil, bastırılmış, kontrolsüz ve suçluluk yüklü bir dürtü olarak çıkar karşımıza. Bu bastırma, karakterin içsel çatlağını derinleştirir. Arzu vardır ama yönsüzdür; sevgi yoktur, yalnızca gerilim vardır. Zebercet’in en temel sorunu duygusal bağ kuramamasıdır. İnsanlarla konuşur ama temas etmez. Görür ama dokunamaz. İster ama isteğini dillendiremez. Bu durum, çocukluktan gelen bir sevgi eksikliğinin izlerini taşır. Sevilmeyi öğrenememiş biri, sevmeyi de öğrenemez. Bu yüzden Zebercet’in duyguları ya donuktur ya da kontrolsüz patlar. Kısacası; Zebercet, sevgisizliğin bir insanı nereye kadar sürükleyebileceğinin romanıdır.
1000Kitap
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337,1bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2026 12:17
Pınar Kür, Asılacak Kadın romanında okuru yalnızca bir suçun değil, bir kadının hayattan sistematik olarak silinişinin tanığı yapar. Roman, idam cezası alan Melek’in hikâyesini merkezine alırken, esas olarak ataerkil düzenin kadın bedeni ve iradesi üzerindeki mutlak tahakkümünü sorgular. Dil sade ama keskindir. Pınar Kür’ün üslubu bağırmaz; fısıldar. Ancak bu fısıltı, idam sehpasının gıcırtısı kadar ürperticidir. Kadının bedeni, namusu ve kaderi üzerinde söz sahibi olduğunu düşünen zihniyet, romanda açık bir teşhirle karşımıza çıkar. Sonuç olarak Asılacak Kadın, yalnızca bir dönem romanı değil; bugün hâlâ güncelliğini koruyan bir kadınlık trajedisidir. Okur, roman bittiğinde Melek’i değil, Melek’i bu sona mahkûm eden bakışları düşünür. Ve belki de en acısı şudur: Melek ölür, ama onu öldüren düzen yaşamaya devam eder.
1000Kitap
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,7bin okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 144. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2025 17:50
Bazı kitaplar vardır; yüksek sesle konuşmaz, bağırmaz, iddia etmez. Yanına oturur. Bir çay koyar önüne. Sonra hiç acele etmeden, insanın en kırılgan yerine dokunur. Bahçıvan ve Ölüm tam olarak böyle bir kitap. Ölümle kavga etmiyor; onunla konuşuyor. Hatta bazen susarak anlaşıyor. Bu eserde babasının ölümü etrafında örülen bir yas hâlini anlatır. Ama bu anlatı, klasik bir “acı hatıra” metni değildir. Daha çok, ölüm karşısında insanın aldığı içsel pozisyonu sorgulayan, felsefeyle edebiyatın el ele yürüdüğü bir deneme-metin karışımıdır. Bahçıvan figürü burada yalnızca bir meslek ya da metafor değil; sabrı, sürekliliği ve toprağa duyulan inancı temsil eder. Ölüm ise karşısında dimdik duran bir düşman değil, hayatın kaçınılmaz ve sessiz ortağıdır. Kitabın dili yalın ama derindir. Gösterişten uzaktır; süslenmemiş cümleler, insanın içini daha çok sızlatır. üslubu şiirseldir ama şiir yazmaz; düşünür ama nutuk atmaz. Okur, metnin içinde yürürken sık sık durup kendi kayıplarını hatırlar. İşte kitabın en güçlü tarafı da burada saklıdır: Okuru edilgen bırakmaz. Her sayfa, “sen bu ölümle ne yapıyorsun?” diye fısıldar. Bahçıvan ve Ölüm, yasın bir “bitmesi gereken süreç” değil, insanın içine yerleşen yeni bir varoluş biçimi olduğunu söyler. Acının geçmediğini ama şekil değiştirdiğini… Ve belki de en çarpıcı tarafıyla, ölümün hayatı küçültmediğini; tam tersine, ona ağırlık ve anlam kattığını hissettirir. Bu kitap hızlı okunmaz. Okunursa da hızlı anlaşılmaz. Bazı cümlelerin yanına kalp koymak istersin, bazılarının altını çizmek değil, sessizce kapatıp pencereye bakmak… Bahçıvan ve Ölüm, kaybı olanlar için bir teselli kitabı değil; kayıpla yaşamayı öğrenenler için bir yoldaştır. Cesur ama bağırmayan, derin ama kibirsiz. Kısacası: Bu kitap “ölüm”ü anlatmaz; ölümden sonra hayatta
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,6bin okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2025 143. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 12:31
Sermin Yaşar’ın dili sade, sıcak ve oyunbaz. Büyük laflar etmeden, hayatın içinden küçük kesitlerle gülümsüyor; bazen de tam gülümserken boğazında bir düğüm bırakıyor. Tatlı olan sadece adı değil; anlatılanlar da yumuşak, ama gerçek. Bu kitap bir solukta okunur, ama etkisi uzun sürer. Çünkü bazı hikâyeler bittiğinde kapanmaz; mutfağın bir köşesinde, çocukluğun bir çekmecesinde kalır.
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,8bin okunma
Aldatan Einstein, teori çalan Einstein…
10/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2025 99. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2025 11:47
Marie Benedict’in Öteki Einstein adlı romanı, sadece bir kadının değil, bastırılmış kadın zekasının, aşkının ve emeğinin hikayesini anlatıyor. Albert Einstein’ın ilk eşi Mileva Maric’in gözünden anlatılan bu kurgu, tarih kitaplarının sessiz geçtiği bir gerçekliği yeniden seslendiriyor. Mileva, döneminin önyargılı dünyasında bilimle var olmaya çalışan nadir kadınlardan biri. Zekasıyla, çalışkanlığıyla, teorilere katkısıyla öne çıksa da erkek egemen bilim çevrelerinde sürekli arka plana itiliyor. Einstein ile yaşadığı aşk, başlangıçta iki dahinin buluşması gibi görünse de zamanla güç dengesinin bozulduğu, sömürüye ve ihanetlere açılan bir kapıya dönüşüyor. Einstein, Mileva’nın katkılarını yok sayıyor; sadakatsizlikleriyle onu hem duygusal hem entelektüel olarak yalnız bırakıyor. Mileva, bir bilim insanı olarak değil, yalnızca “Einstein’ın eşi” olarak anılmaya zorlanıyor. Öteki Einstein, görünmeyen kadın emeğine, inkar edilen bir zekanın trajedisine ışık tutuyor. Marie Benedict’in yalın ama etkili diliyle şekillenen bu roman, sadece bir kadının dramını değil, sistematik bir yok sayılmanın portresini çiziyor. Bu kitap, bir çığlık. Sessizce bastırılmış, ama içten içe yankılanan bir çığlık. Mileva’nın sesiyle bize, tarihin sadece kazananları değil, unutturulanları da yazması gerektiğini hatırlatıyor.
Alıntı
Öteki EinsteinMarie Benedict · Kanes Yayınları · 2017105 okunma