Fevkalbeşer profil resmi
Fevkalbeşer kapak resmi
حَسْبِيَ اللّٰهُۘ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ


️Tevhid üzere ...️️
/Bir zamanlar muallime.../ Davası için mesleğinden vazgeçenlere,inancı için ‘yolda’ olanlara,Allah için sevip,Allah için buğzedenlere ve Allah’tan başka ilah edinmeyenlere selam olsun..!
Lisans
Konya
Kadın
61 okur puanı
31 May 22:36 tarihinde katıldı.
حَسْبِيَ اللّٰهُۘ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ


️Tevhid üzere ...️️
/Bir zamanlar muallime.../ Davası için mesleğinden vazgeçenlere,inancı için ‘yolda’ olanlara,Allah için sevip,Allah için buğzedenlere ve Allah’tan başka ilah edinmeyenlere selam olsun..!
Lisans
Konya
Kadın
61 okur puanı
31 May 22:36 tarihinde katıldı.
  • Erkeklerin işitme konusundaki bu basit sıkıntıları,kadınların söyledikleri cümleleri birçok kere tekrar etmelerine neden olmaktadır.Anlaşılmak amacıyla yapılan bu tekrarlamalar genellikle erkekler tarafından “dır dır “ olarak algılanmaktadır.Burada kadın okuyucularımıza ısrarla vurgulamak isterim.Yanlış yapıyorsunuz.Çünkü siz tekrar ettikçe daha iyi anlaşılacağınızı düşünseniz de erkek beynindeki sistem öyle çalışmıyor.
    .
    .
    .
    ...sevgili kadınlar bir şeyi defalarca tekrarlama çabanız aslında erkeğin sizi hiç duymamasına neden olmaktadır.Çünkü erkek beyni sizin yaptığınız bu tekrarları otomatik olarak parazit gibi algılayıp beyindeki ilgili bölümde aktiviteyi kapatmaktadır.İşte bu nedenle erkek,duyamadığı bu tekrarlara “dır dır “ adını vermektedir.
  • Erkekler kadınların söylediği şeyleri düşünürken kadınlar erkeklerin söylemediği şeyleri düşünür.
  • Kardeşim,şeytan nefsin bunu izlemene/dinlemene izin vermiyor biliyorum ama sen inadına sonuna kadar dinle,düşün,paylaş,kaydet ve tekrar tekrar dinle çünkü sen Rabbinin Birtanesi’sin ve çünkü;
    Allah,El VEDÛD olandır : “sevmek, muhabbet etmek” anlamındaki vüdd kökünden türemiş mübalağa bildiren bir sıfat olan vedûd “çok seven, çok sevilen” demektir. Esmâ-i hüsnâdan biri olarak “sâlih kullarını çok seven ve onlar tarafından çok sevilen” mânasına gelir. Allah Teâlâ, sâlih kullarını sever, sâlih kulları da Allah’ı sever. Sâlih kullarından râzıdır. Allah yaratılmış bütün varlıkların hayrını ister. Bu nedenle onlara ihsân ve ikrâmlarda bulunur. Sevilmeye en çok lâyık olan da O’dur. ☝🏻❤️

    https://youtu.be/K8GIEH_S9Hk

    Biz onlara zulmetmedik,fakat onlar kendilerine zulmettiler !
  • DİKKAT kendi gözlerinle görüp okumadığın Allah’ın kelamını paylaşırken düşün,oku❗️❗️❗️

    Bir süredir dikkatimi çeken bir şey var ve genelde paylaşımlarda görüyorum.Bunu da Allah için düzeltmek istiyorum ve de nasihat ediyorum.

    İsra Suresi 13. ayetini bazı kişiler;

    “Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık”

    şeklinde tercüme etmektedirler. Halbuki bu tercüme yanlıştır. Ayetleri fikirlerimize göre çeviremeyiz. Her kelimeyi Arap dil kuralları ve o dönem Arapların verdiği anlamı düşünerek çevirmeliyiz. Tevil veya tefsir yapılacaksa da bu temel dayanaktan hareket etmeliyiz. Tamamen kendi fikrimize göre eğip bükemeyiz.
    Ayetin doğru meali şu şekildedir: “Biz, her insanın kuşunu (işlediklerini, yaptıklarını) kendi boynuna doladık, kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.” Bu çeviri herkesin ittifak ettiği bir çeviri iken birisi kendi dünya görüşüne dayanak oluşturması için anlamını değiştirerek çevirmiştir. Böyle herkes kafasına göre ayetleri çeviremez. Ehli Kur’an denilen kişilerin ulaşacağı nokta bu olmamalıydı.
    Ayette üzerinde tartışılan kelime taire yani kuş kelimesidir. Kuş kelimesi tüm müfessirlerce amel olarak tanımlanmasına rağmen yeni yetme müçtehitler bunu kader olarak tanımlamışlardır. Halbuki burada kast edilen kişinin yaptıklarıdır. Yani kader değil. Zaten, ayetin devamı da bir anlamda oradaki kuş kelimesini açıklıyor. Yani kıyamet gününde bu yaptıklarını önlerine koyar ve hesaba çekeriz ifadesi bunun amel olduğunu açıklıyor. Kader ise takdir edilen anlamında olup, daha çok yaşamla alakalıdır. Bu sorunu çözmenin kestirme yolu, Arapların bu tarz deyim ve ifadelerdeki kastını araştırmamızdır.
    Ayetin tüm tefsir âlimlerine göre meali ve tefsirini kısaca sizlere sunalım. Böylece kader konusundaki tartışmanın ayetleri eğip bükmeye kadar gittiğini görmüş oluruz.
    Vehbe Züheyli Tefsir kitabında şöyle açıklamaktadır ayeti: “Yüce Allah, hayır yahut şer türünden olan amellerden sorumluluk ilkesini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Her insanın işlediklerini boynuna dolarız.” Yani bizler her insanın amelini hayır ise gerdanlığın boyundan ayrılmayışı gibi; şer ise boynundan çözülmesi imkânsız olan zincirler gibi insandan ayrılmaz kıldık. Ayet-i kerimede geçen tâir (kuş) den kasıt, insanın yaptığı işlerdir. Araplar bir şeyin bir şeyden ayrılmamasını ifade etmek için “boyuna koyulma” tabirini kullanırlar. O bakımdan “Bunu senin boynuna bıraktım” derken “Ben seni bu işle görevlendirdim, ona gereken şekilde dikkat göstermeni istedim.” demek istenir.
    Yapılan amelin insandan ayrılmayışı kesin bir iş ve bilinen ilâhî bir hükümdür. Bu da Yüce Allah’ın eşyaya ve insandan sadır olacak amellere dair ezeli bilgisine uygun olarak cereyan eder. Ancak bu insanın cebr altında olduğunu (seçme hürriyeti bulunmadığını) ve sevap ile cezanın esas sebebini teşkil eden seçme hürriyetinin bulunmadığını ifade etmez. Her insan güzel bir sevabı gerektiren hayrı yahut da kötü bir cezayı gerektiren şerri seçmekte muhayyerdir, serbesttir. 
    “Kıyamet gününde ona açılmış bulacağı bir kitap çıkartırız...” Yani kıyamet gününde her bir insana önünde açılmış olarak göreceği bir kitabı karşısına çıkartacağız. Onda hayrıyla, şerriyle bütün amelleri kaydedilmiş olacaktır.”
    Elmalı da benzer sözler söylemektedir: “Bu geniş açıklama cümlesinden olmak üzere: Her insanın da amelini kendi boynuna taktık. Yani kaderini, gayb âleminden uçup gelecek olan iyi veya kötü nasibini kendi zimmetine bağladık. Sorumluluğu kendi istek ve ameline tahsis ettik veyahut vebalini kendi nefsine bağladık. Ve ona kıyamet gününde bir kitap, amellerini kaydeden ve hesabını gösteren bir defter çıkaracağız ki, o kitap açık olarak veyahut neşrolunarak ona şöyle çatacak: Kitabını oku! Bugün hesap görme bakımından sen kendine yetersin. Onun için insan, dünyada da her gün kendini okumalı, hesaba çekilmeden önce kendini hesaba çekmelidir. Nitekim bir hadis-i şerifte: «Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz.» buyurulmuştur.” 
    Eski tefsircilerden Taberi de aynı görüştedir: “Biz, her insanın amelini kendi boynuna taktık. Kıyamet gününde onun için bir kitap çıkaracağız. O, kitabını açık bulacak.” Allah Teâlâ bu ayet-i kerimede, insanoğlunun amelinin zaptedildiğini, gece gündüz bütün yaptıklarının yazılıp tespit edildiğini, bunların, kıyamet gününde bir kitap halinde önüne serileceğini, böylece herhangi bir itiraza imkân kalmayacağını beyan ediyor.
    Bu hususta diğer ayetlerde de şöyle duyuruluyor: «O gün, insana, yaptığı ve yapmadığı her şey haber verilir.” Daha doğrusu insan, özürlerini ortaya koysa bile, kendi yaptığını gözüyle görür. 
    İsra 14’de de zaten durumu daha iyi açıklıyor.
    “O gün insana «Kitabını oku. Bugün hesap görme bakımından sen, kendine yetersin.» denilir.” Kıyamet gününde insana, “Dünyada işlemiş olduğun amellerin yazıldığı kitabı bizzat kendin oku. Senin kendi hesabını yapman sana kâfirdir.” Denilir. Bu da kitap ve amel ilişkisini göstermektedir.
    Bu ayeti ve kuşu kader olarak tarif etmek tek kelime ile meal değil kendi görüşümüze göre Kur’an ayetlerini eğip bükmektir.
  • ❤️ Allah Dünya Semasına İndiğinde O'nunla Nasıl Muamele Etmelisin ?

    ❤️ Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem gecenin üçte birinin manzarasını anlatırken şöyle buyurur:

    *"Rabbimiz tebareke ve teala her gece, gecenin üçte biri kaldığında dünya semasına iner ve şöyle buyurur: 'Kim bana dua ediyorsa ona icabet edeyim. Kim benden bir şey istemişse onu vereyim, kim bana istiğfarda bulunursa ona mağfirette bulunayım.' Bu durum güneş doğana kadar devam eder..."*

    Peki, gecenin üçte birinin başladığını nasıl bileceğiz? Saatler şehirden şehre değiştiği gibi, yaz ve kış aylarında da değişiklik göstermektedir. Bunun çok basit bir yöntemi var.

    Kış aylarında olduğumuz için bu ayların hesabını yapmakta yarar var. Öncelikle akşam namazının giriş vaktini hesaplıyoruz... Diyelim ki 17:00. Sonra imsak vaktini ele alalım. O da 05:00 olsun. Gece toplam 12 saat. 12'yi 3'e bölünce sonuç 4 saat olarak kalmaktadır. Yani imsaktan önceki 4 saat gecenin son üçte biridir. Burada önemli olan saatler değişse de akşam ezanı ile imsak girişinin hesap edilmesidir.

    Söz konusu olan bu vakit, en faziletli vakittir. Zira o vakitte, günahından istiğfar eden nice kimse bağışlanır. Duası ertelenen nice kimsenin de o vakitte dua ettiği zaman Allah duasına icabet eder ve musibetlerden, sıkıntı ve hüzünlerden kurtulur.

    Nice abid kulların bu vakitte Allah'ın korkusu ile gözyaşları yanaklarından aşağıya süzülür... Gündüzün keşmekeşinin, insanlarla ihtilatın/karışmanın verdiği eziyetin ve karşılaşılan türlü musibetlerin bir nebze olsun dindiği; kem gözlerin ve bedenlerin ölüm haline büründüğü anda âlemlerin Rabbi ile buluşulduğu o şerefli vakit gelmiştir. Gün ışığında sahte ilahlara boyun bükmeyen, şehvetin ve malın önünde paspas olmayan bir başın; Aziz olan Allah'ın önünde eğilmesinin vakti gelmiştir.

    Yıldızlar çıkıp, göz kapakları ağırlaşıp, gözler uyuyup, bedenlerin yataklarındaki yerlerini parsellediği; Hayy ve Kayyum olan Allah'tan başka herkesin uyuduğu vakitte abdest al! En güzel elbiselerine bürün, kıbleye yönel ve 'Allahu Ekber' de! Ardından 'Muhakkak ben, dinime tam bağlanarak, o yeri ve gökleri yaratan Allah'a yöneldim. Ben müşriklerden değilim' de.

    Ne gariptir ki, insanoğlunun gecenin bu vakitlerinde kalkan bir uçağı olsa, onu asla kaçırmaz. Veya o saatlerde yayına girecek film, dizi veya futbol maçı olsa onu asla kaçırmamaya gayret eder. Onu, o saate kadar öyle bir sabır içerisinde bulursun ki, musibete dahi o kadar sabretmiyordur.

    Allah'ın nida ettiği, kullarını istiğfar ve icabet sofrasına çağırdığı o vakit... O vakti müşriklerin bohem hayatının içinde sabırla, özlemle beklediği film, dizi veya spor müsabakası için sabrettiği kadar sabredip, şevk ve heyecanla bekliyor muyuz? O saatte biri ile randevumuz olsa alarmın tek bir defa çalması dahi kâfi gelir değil mi? En çok hatırlanması gereken Allah iken en çok gafil olunan Allah subhanehu ve teâlâ... Ne acı değil mi?

    Kişi isteklerine, televizyon, internet, uyku, şehvet vb. lezzet aldığı şeylere direnir, bunların hepsini terk eder ve bu şerefli vakitte Rabbi'ne yönelir ve O'nun huzurunda durursa, Allah subhanehu ve teâlâ da onun terk ettiklerinden çok daha fazlasını verecek ve rahmet kapılarını açacaktır.

    Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:
    *"Gecede öyle bir saat/zaman vardır ki, o saatte bir Müslüman dünya ve ahiret işlerinden hayır olarak ne isterse Allah ona verir. Bu her gece böyledir."*
    (Müslim)
  • *"Allah'ım! Günahlarımı, bilgisizlik yüzünden yaptıklarımı, haddimi aşarak işlediğim kusurlarımı, benden daha iyi bildiğin bütün suçlarımı bağışla!"*
    Allahumme amin 🤲🏻

    (Buhâri, Daavât 60)🍃
  • Bardağın yarısı boş mu,dolu mu önemli değil.Asıl mesele bardakta ne var sen bana onu söyle.
  • 96 syf.
    ·Puan vermedi
    İmam Ahmed bin Hanbel döneminde yaşayan Haris el Muhasibi,bu kitabında ayet ve hadisler ışığında okuyucunun elinden tutarak,ölüm sonrasında başınıza gelecekleri adım adım yaşatmaya,tefekkür etmenize ve sizi derin derin düşünmeye sevk ediyor, sahneler adeta gözünüzde canlanıyor.Bu kitabı okuduğunuzda Cennetin nimetlerini tatmış ve Cehennemin yakıcı sıcaklığını ensenizde hissetmiş olacaksınız.Ve Cennet zannedildiği kadar ucuz değil,ne mutlu akıl sahiplerine...

    Not:Bir çırpıda okunan ama hazmetmesi zaman alan kitaplardan ... iyi okumalar
  • 96 syf.
    ·İnceledi·Puan vermedi
  • Ka ‘b’ ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Bir kişinin Cehenneme götürülmesi emredilir emredilmez,yüz bin melek üzerine birden hücum eder. “Ebû Abdullah dedi ki: “Bana şöyle bir bilgi ulaştı: Kul Allah’ın huzurunda durdurulup da beklemesi uzayınca melekeler şöyle derler: “Allah’ın lanetine uğrayası kul! Aziz ve Celil olan Allah’a bu kadar çok mu karşı geldin ? Oysa dünyada güzel bir dış görünüş sergiliyordun. “ Ebû Abdullah sözlerine devamla şöyle dedi: “ Kim ki Allah’ın sevmediği işlerle kendini insanlara sevdirmeye çalışır ve Allah’ın hoşlanmadığı şeylerle O’na kafa tutarsa,o kimse İzzet ve Celâl sahibi Allah’a,kendisine hiddet ve gazab etmiş olarak kavuşur.”
حَسْبِيَ اللّٰهُۘ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظ۪يمِ


️Tevhid üzere ...️️
/Bir zamanlar muallime.../ Davası için mesleğinden vazgeçenlere,inancı için ‘yolda’ olanlara,Allah için sevip,Allah için buğzedenlere ve Allah’tan başka ilah edinmeyenlere selam olsun..!
Lisans
Konya
Kadın
61 okur puanı
31 May 22:36 tarihinde katıldı.

Şu anda okudukları 5 kitap

  • İslam Hukuku Açısından Tekfir Meselesi
  • Şerh-i Akîdetul-Vasıtıyye
  • Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali
  • Riyazü's-Salihin
  • Peygamberimizin Hayatı ve Daveti

Okuduğu kitaplar 35 kitap

  • Farzet ki Öldün
  • Dış Tesettürde Renk Meselesi
  • Doğan Ama Yaşamayan Peygamber
  • Tevbende Samimi Olduğunu Nasıl Bilirsin?
  • Tağutlara Kulluğun Modern Mabedleri
  • Gönül Tahtımızın Eşsiz Sultanı Efendimiz
  • Peygamber Evinin ve Sahabe Hanımlarının Yaşantıları
  • Aşk-ı A-la
  • Hiç Bir Kadın Onlar Gibi Olmadı
  • Peygamberimizin Hanımlara Tavsiyeleri

Kütüphanesindekiler 51 kitap

  • İslam Hukuku Açısından Tekfir Meselesi
  • İslam'a Göre Kadın Hakları
  • Şerh-i Akîdetul-Vasıtıyye
  • Hicab Erdem Bekçisi Müslüman Hanımlara
  • Riyazü's Salihin 3. Cilt
  • Riyazü's-Salihin
  • Kurtuluşun ve Mutluluğun Kaynağı Tevhid
  • İzzetli ve Korkusuzca Yaşamak
  • Kuran-ı Kerim
  • Peygamber Efendimiz (s.a.v) 'den 55 Altın Öğüt

Beğendiği kitaplar 50 kitap

  • Dış Tesettürde Renk Meselesi
  • Doğan Ama Yaşamayan Peygamber
  • Tevbende Samimi Olduğunu Nasıl Bilirsin?
  • Tağutlara Kulluğun Modern Mabedleri
  • İslam Hukuku Açısından Tekfir Meselesi
  • İslam'a Göre Kadın Hakları
  • Hiç Bir Kadın Onlar Gibi Olmadı
  • Şerh-i Akîdetul-Vasıtıyye
  • Müslüman Kadının Ahlakı
  • Hicab Erdem Bekçisi Müslüman Hanımlara

Beğendiği yazarlar 7 kitap

  • Mustafa Doğan
  • Murat Gezenler
  • Seyyid Kutub
  • Doğan Cüceloğlu
  • Faruk Furkan
  • İbrahim Gadban
  • Ebu Hanzala