"Life is like a carousel means you have good times and bad times, and you just have to accept that. When you’re down, remember that you won’t stay down. Everyone knows that the ride will be over soon, so remember the times you were up."
Ayşe Kulin’in Aylardan Kasım Günlerden Perşembe adlı eseri, Atatürk’ün hayatını kendi ağzından anlatan özel bir kurguya sahiptir. Kitapta Atatürk, çocukluğundan ölümüne kadar olan süreçte yaşadığı duyguları, yalnızlığını, başarılarının ardındaki yıpranmışlığı ve iç dünyasını doğrudan kendi sesinden aktarıyor gibi sunulur.
Bu yaklaşımın gücü şudur:
Okur artık tarih kitaplarında gördüğü “uzak lideri” değil, duyguları olan, özleyen, pişmanlıklar yaşayan, sevmiş, kırılmış ve çok yalnız kalmış bir insan tanır.
Kulin, Atatürk'ün asker ve devlet adamlığını geri planda tutup, insan yönünü öne çıkarır. Böylece Atatürk'ü hem daha yakından hissederiz hem de onun yaşadığı bedelleri fark ederiz.
Kısa özetle:
Bu kitap, Atatürk’ü tarih sahnesinin üstünden değil, kalbinin içinden anlatır; büyük liderin ardındaki yalnız adamı gösterir.
Saramago bu romanda, bir gün bir ülkede ölümün aniden ortadan kaybolması fikrinden yola çıkarak, insan hayatının anlamını ve toplum düzenini sorgular. “Ölüm yoksa hayat nasıl olurdu?” sorusuna hem ironik hem de derin bir dille cevap arar.
Kitapta ölümün yok olması ilk başta bir müjde gibi görünse de, zamanla bunun toplumsal, ekonomik ve ahlaki krizlere yol açtığı görülür. Saramago, bu kaosu anlatırken insanların aslında ölümsüzlüğe hazır olmadığını gösterir.
Romanın ikinci bölümünde ise “ölüm” bir karakter olarak sahneye çıkar. Ölümün insana benzemesi, mektuplar yazması ve insanlarla iletişim kurması, kitabın felsefi yönünü güçlendirir. Bu bölümde Saramago, geçici olanla (insan hayatı) ebedi olanın (ölümün kendisi) arasındaki ince çizgiyi ustalıkla işler.
Dil sade görünse bile, yazarın ironi ve eleştiri dolu üslubu sayesinde okur hem düşünür hem de gülümser. Kitap, ölümün aslında hayatı anlamlı kılan bir gerçek olduğunu hatırlatır.
Kısacası:
Bu roman, ölümün olmadığı bir dünyayı anlatarak aslında yaşamın değerini, insanın güçsüzlüğünü ve kader karşısındaki çaresizliğini gösteren; düşündürücü, özgün ve etkileyici bir eserdir.