Yalnız bir şeye dayanmak artık benim için mümkün değil: Her şeyi kafamda yalnız başıma saklayamayacağım. Söylemek, bir şeyler, birçok şeyler anlatmak istiyorum... Kime?.. Şu kocaman dünyada benim kadar yapayalnız dolaşan bir insan daha var mı acaba? Kime, ne anlatabilirim?
Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!.. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtoğımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz?
Garip bir oyuncak odası ya da tiyatro gibidir dünya. Bir kukla ya da satranç tahtasının üstünde de tüm evren var sanki. Ama bir çocuğa aitmiş gibi, görülmeyen bir el bir süre eğlenir, oyalanır bizimle; oraya buraya götürür bizi; yerimizi değiştirir. Sonra canı sıkıldı mı, tekrar bu kuklaları, bu satranç taşlarını unutulmuşluk ve yokluk sandığına atar.