Kalabalığı coşturmak isteyen bir konuşmacı onu dinleyenlere kurtuluşun içlerinde yattığını asla söylemez. Aksine insanların acı çekmesine neden olan kötülüklerin hükümetten, din adamlarından, burjuvalardan, yahudilerden kaynaklandığını söyler. Hakikati göstermemek konusunda çok hünerlidirler.
Düzensiz insanların ahlaki yaşamları akıllıca hareket edenlerden farklıdır. Bu insanlar şansa boyun eğmişlerdir. Mucizelere bel bağlarlar ve manevi yaşamın olmadığını düşündükleri için de böylesi bir yaşam için hazırlık yapmayı gereksiz bulurlar.
Ham bir beyin mucizelere inanırken akıllı birisi "ahlaki özgürlüğün" (yani tutkular, hatalar ve türlü olaylardan üstün olan manevi gücün) bir bebeğe doğuştan verilmediğini, bir kıza ilk uzun eteğiyle ve genç bir adama üniversite diploması ile gelmediğini bilir.