Küçük kuşları yutmak yeteneği bir atmacada yaradılışdan bulunduğu gibi, küçük insanları ezmek, onları horlamak da Mrs. Wilkins gibilerinde yaradılışdan vardır. Bu tür kişiler, kendilerinden üstün mevkide bulunanlara gösterdikleri aşırı dalkavukluğun ve uşaklığın hıncını almış olurlar böylece. Kölelerin ve uşakların, kendilerinden üstün mevkide olanlara ödedikleri vergileri, kendilerinden aşağı mevkide olanlardan zorla almalarına hiç mi hiç şaşmamalı.
Fikir ve sanat adamının yeri: fikir ve sanat kavgasının ateş hattıdır... Her sanatkâr agora'ya inmek, hayırla şerrin savaşında ister istemez yer almak mecburiyetindedir. Fildişi kuleye kapananlar şerrin zaferini (bilerek veya bilmeyerek) kolaylaştırmış olurlar. Kitlelerin yükselmesi, insanlaşması, ışığa kavuşması için sanat: işte çağımızın şiarı.
Tenin açlığı, ruhun açlığı ve anlaşılmayan bir kalp ve anlaşılmayan bir kafa ve anlaşılmayan bir vücut. Bir pansiyon odasındadır, koca şehirde yapayalnız. Dehâsıyla yalnız, kültürüyle yalnız, ıstıraplarıyla yalnız. 13 ikinci kânun 1942 ve tahta kapıyı yumruklayan eller, soğuk bir kış günü. Sırtında paltosu var mıydı hatırlamıyor. Belki bir dosta bir kadeh rakı ısmarlamak için satmıştı. Bütün hayatı vermekle geçti; bilgisini, zamanını, kalbini. Başkalarında yaşadı, başkaları için yaşadı. Kendisinin olmayan bir dâvâ yüzünden damgalandı ve uğrunda çarmiha gerildikleri onu taşladılar. Hayatı bir delinin yazdığı hikâye. O çakalların bile içmediği bir kaynak...