📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Prof. Dr. Yakup Kepenek, köy enstitülerinin kapatılmasının arkasında yatan hadiseleri şöyle özetler:
"Enstitülerin neden yıkıldığı çok açık. Halkın uyanışını, kendi sömürü süreçlerini sarsacak birer tehdit ya da tehlike olarak gören çevrelerin, enstitülere hoşgörü ile bakması elbette beklenemezdi. Köylü uyanırsa sömürülemezdi, kendisini sömürenlere karşı çıkardı; üreterek ekonomik güç kazanıp çiftçi olunca, asırlardır kendisini uyutarak ezen ve sömürenlerin kölesi olmaktan kurtulacaktı. Bu gelişmeden kimlerin zarar göreceği açıktır..."
Köy enstitülerinin eğitim programları incelendiğinde, bu programlarda Tonguç'un, "yaşamın gerçek işleri içinde eğitim-öğretim" görüşünün ilke olarak kabul edildiği çok açık bir şekilde görülmektedir.
Köy, henüz vatan olarak adlandırılan coğrafi alan içinde bir yer alamamış, köylüler yurttaşa dönüşmemişti. “Parlak sözler, söylevler dışında, aydınlarımızın kendi yaşayışları için çizdikleri vatan sınırları çok daralmıştı. Bu sınırlar, 'Misak-ı Milli' sınırları değildi. Büyük şehirlerde başlıyor, batı illerini içine alıyor, gelişmiş ilçelerde son buluyordu. Bu sınırları, köyleri içine alacak bir şekilde genişletmek, Cumhuriyet'in, Milli Mücadele'den itibaren, temel hedefini oluşturuyordu.
Bir anlamda küçük yerleşim yerleri olan köylere "yerel önder aydınlar" yetiştirilmek istenmekteydi. Bu proje ile köyden kente göç önlenecek, geri kalmış bölgeler kalkınacaktı. Hedef belliydi. Köyü içinden canlandırmak, köye kök salmak, köylü elitler yetiştirmek...