Zavallı kız ne olduğunu bile anlayamadan türlü kahkahaların atıldığı, sayısız zevklerin yaşandığı yatağının kenarına yığıl-mış, başı sağ yanına düşüp kalmıştı. Kulağından geriye ka-lanların arasından kırmızı bir nehir gibi süzülen kanlar, sarı saçlarının içinden kendine yol açıp önce iri göğüslerinin çatalında birikti. Ardından göğüslerinin üzerinden atlayıp küçük bir çağlayan gibi daha da aşağıya aktı ve göbek çuku-runda bakır tadında bir gölcük oluşturdu.
Ayaz, tekrar yola koyuldu ve “Çok geride kalmamaya çalış.” diye Bükre’yi tersledi; sanki çocuğun içine oturan sözlerinin suçlusu kadınmış gibi. Yine de Bükre ses çıkarmadı. Adamın acısının derinliğini anladığından mı, yoksa hayatını teslim ettiği birini kızdırmaktan çekindiğinden mi bilinmez Ayaz’ın öfkesini onun üzerinden kusmasına itiraz etmedi. İçinde tutmasındansa bir yerlere dökülmesi daha iyiydi belki de.
Bu, Kıpti toplumunun ilk kez hedef alınışı değildi. Arada sırada birileri diğerlerinin aklına yüzde 14 azınlığın, geri kalan yüzde 86'nın yaşam tarzına karşı ölümcül bir tehlike olduğu fikrini sokardı.
"Kan, feyyaz bir pınar gibi fışkırdı kurbanın şah damarından. Sıcacık bir pidenin körpe dumanı kabilinden belli belirsiz bir buğu yükseldi semaya, gırtlaktaki hırıltı mühür niyetine son söz oldu. Bedenin nafile çırpınışları yaşamı tutmaya yetmedi"