Hekim, hastanın tanıklığıyla ortaya çıkan dolambaçlı yolları izleyerek, onun peşinden giderek ama kendi tercihlerini de göz ardı etmeden hastalığa etkili bir biçimde el koymaya çalışır.
Hastanın şikâyetlerini dile getirdiği bireysel ve kültürel üslûba yakınlaşamayan hekim, kendi bilgi ve becerisi ışığında karar vermeye çalışır... Hastanın düşüncelerinin doğruluğundan kuşkulanılamaz çünkü her şeyden önce onundur bu hastalık ve ondan sonra hekimin meslekî uğraş alanı içinde yer alır.
Acı sinirleri canlandırır, küçük bir rahatsızlık, bir gürültü, bir hoşnutsuzluk tüm çevreyi şaşkınlık içinde bırakan boyutlar kazanır. Acı, zaman kavramını tahrip eder ve gündelik olayları egemenliği altına alır, insanı esasla ilgilenmekte zorlanan ilgisiz bir seyirci durumuna düşürür.
Geçici tedavi servisindeki görevliler dostça birkaç sözcüğün ya da alna dokunmanın, hastanın başucunda durmanın yeterli olmasa da en etkili sakinleştiriciler olduklarını bilirler.