Yaşanan her acı, yaşanılacak her ânın acıtamayacak seviyeye gelmesine bir vesîledir. Zîrâ tekerrür eden acı, ancak yeni bir basamağa çıkmaya cesâret edemeyenlerin acısıdır. Zıddı ile kâim olan bu dünyâ hayatı, ancak acısıyla, tatlısıyla bir bütün teşkîl eder. Binâenaleyh, eskileri (acısıyla) düşünerek yeniyi inşâ' etmeye devam etmek elzemdir.
Âşıklar için dert ve belâ çekmek zevk ve safâdır. (Çünkü âşık olmanın doğasında dert belâ vardır.
Âşıkların, sıradan insanlar gibi zevk ve safâ peşine düşmesi de onlar için en büyük belâdır.
Üzerine konuşulabilecek bir husus.
Güzellik; İlâhî kudretin sonsuz sanatının farkına varmayı sağlıyorsa, beşerî hislerden İlâhî güzelliğe sevk ediyorsa tamam bu aşkın bir kriteridir diyebiliriz. Aksi takdirde Güzellik, Aşk için bir kriter değildir. Aşk, görmediğini, duymadığını, dokunamadığını; görmüş, duymuş, dokunmuş ve hissetmiş gibi bağlanmaktır. Güzellik elde edilebilir bir olgudur. Aşkı elde edemezsin ve bunu bile bile ona bağlanırsın. Elde etme çabası bir ömür sürer. Yanacağını bile bile hemde. Şairin dediği gibi: Pervâne (kelebek) olan kendini gizler mi alevden". Mum ışığı etrafında yanacağını bile bile dönen kelebek gibidir Âşık.