Râbia

İçimdeki çocuk 5402 numaralı marşandiz katarına doğru koşuyor. Lokomotifin lambasının altında, ayyıldızlı kokartın kenarından iki yana doğru açılan rayları bir siyah martı gibi hayal ederek, onun kanat uçlarına bir kez olsun dokunmak üzere nefes nefese koşuyor. Lokomotif bu çırpıntılı koşuya karşılık beyaz istim buharı fışkırtarak beni kucaklamaya hazırlanıyor.
Sayfa 84 - Dergâh Yayınları 13. Baskı: Şubat 2018·Kitabı okudu
Babamın doğu görevi nedeniyle Muştayız, ilkokul birinci sınıf zamanlarım. Evimizin yakınında tren rayları var, ara ara oradaki kalabalığa, insanlara şahit oluyorum. Rayların sonunun nereye vardığını merak ederdim hep ve o dönem bana hayli ilginç gelen komşumuzun kızının kürdan bacaklı Cin Ali serisinden ilhamla ufak hikayeler düşlerdim manzaraya doğru😄 Zaman başka akardı, güneşin ağaç yapraklarında aksettiği efsun başka.. gurbeti duyumsadığım, tattığım ilk demler de denilebilir :)
İşte o hayal gücü şimdiki biz biz yapan. Eve yakın demir yolu da ayrı bi şans özlem hocam. Görmesen bile gidip gelen ekspresin sesi yeter. Şimdi o sesler azaldı. Malumunuz hız çağı. ☺️
1 yanıtı göster
"Okumak" Türkçenin geçmişinde davet anlamını taşımış. Eski Türk hakanları toplantı yapacakları zaman kimi davet etmek isterlerse ona bir ok gönderirlermiş. Ok'un ve okumak'ın etimolojisini ve tarihî gelişimini bir yana bırakırsak; bugün Anadolu'nun hemen her yerinde düğüne davet eden kişilere okuyucu, yaptıkları işe de okumak denildiğini biliriz. Türkçenin çağrışım imkânları ve mâna kıvrımları arasında bu "davet"in enisonu "bilgi"ye, hakikate varacağı kestirilebilir.
Sayfa 24 - Dergâh Yayınları 13. Baskı: Şubat 2018·Kitabı okudu
Güzel Türkçemiz..
Öyle. Bir de güzel kullanabilsek. :)
GEÇMİŞ ZAMANA MUSTAFA KUTLU'DAN BAKMAK
Puan vermedi·96 syf.··
2026 34. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 16:43
Mustafa Kutlu
Mustafa Kutlu
okurken çocukluğumu okuyormuş gibi hissediyorum. Henüz her şeyin bu kadar hızlı, bu kadar ultra, bu kadar otomatik olmadığı o manuel zamanlar... İstasyonda geçen hikayelerdeki istasyoncu,
Hüzün ve TesadüfMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20114,867 okunma
Çocukluğun saklı bir dili var, aynı dönemden geçenlerin üç aşağı beş yukarı anlayabildiği... Geçen gün yolda durup mini market gibi bir bakkala girdim. 6-7 yaşlarıma ışınlanmış gibi hissettim, müşteriler birbirini, market sahibi herkesi tanıyordu :) İnsanı anında çocuk kıvamına getiren, coşturan bir his :)
Önceki 2 yanıtı göster
Eylül Türk
Eylül Türk
Hücresel veri ha, bu iyiydi. 🤣 Çağın ötesine göre yetiştirilmesi önerilen çocukları çağın gerisini güzelleyerek yetiştiriyoruz. Hepimizin kafası karışık. Ama en uygunu nimet bildiğiniz teknolojiden arınmış o ortam. Mesela isviçre eğitimde dijitali terk edip kâğıt kaleme geçmiş. Geleneksel yöntem her zaman iyidir. 👌🏼