Râbia

Türkçede büyük meslekleri ve büyük mefhumları -bugün çok sayıda görüldüğü gibi- cılız ve sünepe sözlerle seslendirmek âdeti yoktur. Bugün, dilde görülen cılızlık, Türkiye'deki son yıkıcı hareketin bir îcâdı ve her büyük mesleğe taarruz eden bir hamlesi ve hîlesidir. Herhalde Türkiye'de hocalık mesleği, adı öğretmen kaldıkça kolay yükseltilemez. Bu mesleğe onun mânâsına uygun, yüce bir ad bulunmalıdır
Sayfa 198 - Kubbealtı Neşriyâtı 29. Baskı:2008·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gönül Coğrafyamız
... milliyetçiliği yalnız biz bize olmakta, içe kapanmakta sanıyordum. "Ziya Gökalp"in; Aruz sizin olsun, Hece bizimdir deyişindeki dar görüş içindeydim. İlk verdiğim "edebiyat" derslerinde talebeme edebiyat yerine "sav erdem" dediğim olmuştu. Bir dilin bütün kelimeleriyle "özdil" olamayacağını biliyor, ama yine de içimin isteğine kapılıyordum. Bunda bir parça da İmparatorluğumuzun yıkılışını, bize kendi öz milletimize ve öz vatanımıza dönüş diye tanıtan ve yalnız Anadolu topraklarına sığınmamızı bir zafer gibi gösteren zihniyetin tesîri vardı. Bu "özdil" gibi acayip bir "öz vatan" anlayışıydı. İyi ama "Edirne" öz vatandı da "Selânik" ve "Üsküp" neden değildi? Üsküp ki Yıldırım Beyazıd Han diyârıdır Evlâd-ı fâtihâne onun yâdigârıdır diyen şair yanlış mı söylüyordu? Üsküp şehrini hiç yoktan vâr edenler biz Türkler, bizim atalarımız değil miydi? Kars, Ardahan öz vatandı da Kerkük neden değildi?
Sayfa 83 - Kubbealtı Neşriyâtı 29. Baskı:2008·Kitabı okuyor
Fakat şu son yıllarda şehir kızlarımızın giydiği kaba, iri makine dikişli, soluk renkli, dar Amerikan pantolonlarının zevksizliği yanında "yörük kızı Ayşe'nin hâlâ çok güzel ve çok millî bir hava ile dalgalanan zarif "şalvar"ını ondan da, yâni gömlekten de cana yakın bulurdum.
Sayfa 71 - Kubbealtı Neşriyâtı 29. Baskı:2008·Kitabı okuyor
Kelimelerin kifayeti!
Bir de gömlek sözü vardı ki Yakub Peygamber'in kamîs-i Yûsuf'un kokusunu duyduğu zamandaki sevincine benzer bir hisle benim rûhumu okşardı.
Sayfa 71 - Kubbealtı Neşriyâtı 29. Baskı:2008·Kitabı okuyor
Sonra başımı önüme eğer, üstümüze giydiklerimizi daha derin düşünürdüm. Kadın veya erkek giyimine âit çeşitli eşyâmızın yüzde doksan firenkçe oluşuna, hele bizim eski çağlardan beri "büyük milleti" olduğumuz şark medeniyetinden koparak kötü bir batı medeniyeti taklitçiliği içinde, kılığımızın kıyafetimizin isimlerini bile başkalarından alacak hâle gelişlerimize bir hayli üzülürdüm.
Sayfa 71 - Kubbealtı Neşriyâtı 29. Baskı:2008·Kitabı okuyor