"Savaşın ilk kışı gelip çatmıştı. Vaktinden önce gelen bir kıştı bu. Sisli, soğuk geceler erkenden bastırıyordu. Gece başlayan kar yağışı sabaha kadar sürdü. Önce, inceden inceye, sonra kuş başı kadar irileşti kar taneleri. Derin bir sessizlik içine gömülen Sarı-Özek bozkırının dereleri, tepeleri gökten inen o beyaz örtüyle kaplandı. Sonra bozkır rüzgârı da uyandı, henüz yere iyice oturmamış kar örtüsüyle oynamaya başladı. Önce hafif hafif esti rüzgâr, sonra gittikçe hızını arttırarak sessizliği bozdu, uğul uğul, karları savuran bir bora oldu ve nihayet kar fırtınasına dönüştü."
"Elinden malını mülkünü, varını yoğunu alsalar, bundan ölmezsin. Bunları yine edinebilirsin. Ama senin onurunu kırar, ruhunu öldürürlerse, işte buna çare yoktur..."