Her şeyin bir amacı vardır. Hiçbir şey rastlantısal, anlamsız ya da yanlış değildir. Sadece yanlış anlamalar ve ölümlü insana henüz açıklanmamış sırlar vardır.
 Üzülmek, can sıkıntısına, can sıkıntısı ise ruhun bedene sığamama durumunu ve bedenin dışına çıkma arzusunu tetikler. Bu durumda kişinin önünde iki seçenek belirir. Ya gayretini artırıp arzulanan şeye ulaşmak için daha fazla çalışmak ya da üzüntü denizlerine gark olmak. Fakat bir de, gayret ne kadar çok olursa olsun ulaşılamayacak şeyler var. Burada ise sadece kadere rıza gerekir. İsyanın hiçbir getirisi yoktur. O hâlde üzülmek bir ruh durumu olup kişinin nesnelere verdiği değer ile orantılı olarak artar ya da azalır.
Üz, eski Türkçede kesmek, koparmak anlamına geliyor. Üzmek kelimesi bu köke dayanır. Üzülmek, kesip koparılmışlığı, kırılmışlığı ifade eder. Üzülen kişi bir şeylerden koparılmış ve kırılmış demektir.