Ugur İsmail

Ugur İsmail
@UgurIsmail
Biyomuhafazakarlar Biyoilericiler Tartışması
bu metinde temel olarak luc ferry'nin transhümanist devrim adlı kitabının okuması yapılmaktadır. daha detaylı bilgi için kitabı edinebilirsiniz. iqsozluk.com/topic/biyomuhaf... transhümanizmdeki temel tartışma şudur: genlerdeki değişikliklerin kuşaktan kuşağa aktarılırken doğa dışı canavarlar yaratmayacağını nereden bilebiliriz? bunu karşısında yanıt ise şudur: bilim eğer ilerlemeye ve desteklenmeye devam ederse bu sorunlar ya olmayacak ya da azalarak bitecektir. gönüllü olanların riski almasına izin vermek, bu yolun önünde durmamak gerekir. buradaki temel sorun muhafazakarların aslında evrimin bir tür ahlakı olduğunu düşünmelerinde yatıyor. insan doğasının baş mühendis evrim arafından incelikli bir şekilde hesaplandığı varsayımı üzerinden hareket ediliyor. oysa gerçekte olan evrimin kayıtsızlığıdır. bu durumda transhümanistlerin savları bana çok daha makul görünüyor. yine de francis fukuyama'nın biyomuhafazakar tezlerine bir bakalım. fukuyama'ya göre "insan doğası adalet, ahlakilik ve iyi yaşam kavrayışlarımız için temeldir ve eğer bu teknoloji geniş yaygınlık kazanırsa tüm bu kavrayışlar derin değişikliklere maruz kalacaktır." fukuyama'nın ikinci kaygısı ise çocuk sahibi olan ebeveynlerin modaya kapılmaları hadisesi. böylece bir jenerasyonda tüm insanlık sarışın renkli gözlü diğer jenerasyonda tamamen hırçın ya da uzlaşmacı olabilir ki bu üstüne tüm siyasal toplumsal düzeni kurduğumuz sistemi tehdit edebilir. burada bir haklılık payı var. herkes çocuğunun tuttuğunu koparan bir tip olmasını isterse sonucunda elimizde kalacak olan sadece daha sert bir rekabettir. üstelik bu genetik değişimin insan ahlakı ve beyni üzerinde nasıl sonuçlar doğuracağını da bilmiyoruz. tıpkı ai gibi genom tedavisi de eğer kitleselleşirse bir
Transhümanizm
Reklam
Demokratik yoksunlaşma
Puan vermedi·%57 (111/192 syf.)·
luc ferry'e ait bir kavramsallaştırmadır. ferry'e göre "demokratik yoksunlaşma iki anlamıyla anlaşılmalıdır: küreselleşmenin elimizden kaçıp kurtulan bir gidişat olması anlamında demokrasiden yoksunlaşma ve ayrıca bizzat kendi hareketiyle deyim yerindeyse kendini yitirmesi anlamında demokrasi ile yoksunlaşma." demokratik yoksunlaşma ferry'e göre diyalektiktir yani kendi yok edicisini kendi içinde taşır. açarsak, insanlar demokrasiler aracılığı ile kendi içinde yaşadıkları dünyayı dizayn ediyorlar ve bu dizaynı anlamlandıracak hedefler belirleniyordu. oysa yeni dünyada içinde yaşadıkları dünya kendi ülkelerinden ibaret değildir ve bu yeni dünyanın gidişatı konusunda değil kendilerinin, ülkelerinin bile söz hakkı yoktur. teknolojinin bugünkü hali sadece rekabete dayandığından "tarih köklü bir şekilde yön değiştiriyor veya daha doğru bir ifadeyle yön kaybediyor: aşkın ideallerden esinlenmek yerine, ilerleme veya daha doğrusu toplumların hareketi, farklı toplumsal bileşenler arasındaki özgür rekabetin mekanik sonucuna indirgeniyor yavaş yavaş. tarih artık ereksel nedenlerle, daha iyi bir dünyanın temsiliyle, daha üstün bir ereksellikle "soluk almıyor"; etken nedenlerle zorlanıyor veya ittiriliyor sırf hayatta kalmanın zorunluluğuyla, ya yenilenirsin ya da ölürsün mantığı ile yol alıyor."(1) bu mantık da doğal olarak hakimiyet için hakimiyet algısını ortaya çıkarıyor. hakimiyet için hakimiyet algısının peşindeki şirketler de bunu bir sebebe dayanarak yapmıyorlar, tek seçenekleri bu olduğu için, batmamak için yapıyorlar. böylelikle de tüm dünyanın hareketi bu amaçsız ilerleme ile şekilleniyor. bu amaçsız ilerleme de amacı ve yöntemi belirlemek üzere kurulan demokrasiyi yavaş yavaş işlevsizleştiriyor ve ferry'nin dediği demokratik yoksunlaşma süreci yaşanmış
Transhümanizm
Transhümanist DevrimLuc Ferry · İş Bankası Kültür Yayınları · 202370 okunma

Ugur İsmail

, şu anda okuyor
%57 (111/192 syf.)·
Luc Ferry
8/10 · 70 okunma

Ugur İsmail

, bir kitap okudu
Puan vermedi·800 syf.··
2023 1. kitabı
Robert M. Sapolsky
8.9/10 · 116 okunma
Anneliğin önemi nedir?
Puan vermedi·800 syf.··
2023 1. kitabı
iqsozluk.com/topic/anneligin... daha önce burada da yazdım ancak 1000kitap'ta da paylaşmak istiyorum. annelik özellikle memeli türler için hayati önemdedir. basit kemirgenlerde bile annesinden her gün bir kaç saat ayrılmış yavruların yetişkin olduklarında daha saldırgan, daha endişeli ve daha aptal olduklarını biliyoruz(1). devam etmeden önce soralım, çocuklar annelerinden ne beklerler? bu soruyu john bowlby sevgi, sıcaklık, yakınlık, cevap verme, teşvik, tutarlılık, güvenilirlik şeklinde yanıtlar. peki bunlar olmazsa ne olur? endişeli, bunalımlı ve bağlılık duygusundan yoksun yetişkinler. peki buna nasıl emin olabiliriz? yine bilimsel deney ve gözlem aracılığı ile. harry harlow'un deneyinden bahsetmek istiyorum. bowlby ve harlow'a kadar çocuk anne arasındaki ilişkiyi açıklamak için kullanılan iki teori vardı. freudyen olan, çocukların annelerin memelerinden başka bir şeyle ilişki kurmaya yetecek ego gelişimi olmadığını, davranışsalcılar ise anne ile çocuk arasındaki ilişkinin sadece kalori sağlama amacı taşıdığını düşünüyorlardı. harlow, bowlby'nin teorisini bir deneye tabii tuttu. bir rhesus maymununu alıp annesinden ayırdı ve birisinin göğüs bölgesinden biberonla süt içilebilen, diğerinin göğüs bölgesinde ise yumuşak bir havlu olan iki adet telden yapılma, maymunsu kafaya sahip kukla anneyle aynı yere koydu. maymun hangisini seçti dersiniz? elbette göğsü yumuşak ve sıcak olan havlu anneyi. harlow ise bu deneyle dünyayı sarstıktan daha sonra şöyle yazmıştır:"insan sadece sütle hayatta kalmaz, sevgi şişeyle ya da kaşıkla verilmesi gerekmeyen bir duygudur." yani varan 1, annenin en önemli işlevi sevgi vermektir. bununla ilgili daha keyifli bir soru da ekleştirelim: (bkz: kürtajın serbestleşmesi suç oranlarını azaltır mı?) harlow'un hayvan
Annelik
BehaveRobert M. Sapolsky · Penguin Press · 2017116 okunma
Reklam