Kadının annelik hallerine gelince; onun, çocuğuna karşı şefkat duygusu, daha o bedenine düştüğü ândan. itibaren başlar. Artık anne onun için yer, içer ve uyur. Canına can katılmıştır ve taşıdığı emaneti bir iken iki olmuştur. Adımını bebeğine göre, bir bebek hassasiyetinde atar ki bebeği zarar görmesin.
Bebek dünyaya geldikten sonra ise tüm kaygıları, endişeleri, sevinç ve hüznü onun üzerinden olur.
Bediüzzaman Said Nursî şöyle tanımlar kadınları: "Bir anne, çocuğunu tehlikeden kurtarmak için hiçbir ücret istemeden ruhunu feda etmesi ve hakiki bir ihlas ile vazife-i fitriyesi itibariyle kendini evlatlarına kurban etmesi gösteriyor ki: Hanımlarda gâyet yüksek bir kahramanlık var. Bu kahramanlığın inkişafı ile hem dünyevî hayatını hem ebedî hayatını 'onunla' kurtarabilir"
Anaları hafife almayacaksın bu dünyada, bir ananın evladı için yapamayacağı şey yoktur. Yol bilmez iz bilmez deme, evlat söz konusu oldu mu, herşeyin yolunu bulur insan.
Mary bu duyguyu tanıyor; o da hissediyor; yaşamış; belki de sonsuza kadar, yaşamaya devam edecek. Yatağın yanında oturan, çocuğunu tutmaya, bırakmamaya çalışan kadın kendisi olmuş çok kereler.