Tarihin belli bir dönemine farklı açıdan ve önyargısız bir bakış. Bazı olaylar için; mutlak iktidarı elinde tutan padişahın "yaptırmadılar" "bırakmadılar" savunması pek de inandırıcı gelmiyor, ama o zamanki olayların içinde ve o kişilerin yerinde olmadığımız için inanmaktan başka seçeneğimiz yok gibi. Yakın tarihimize ilgi duyanların mutlaka okuması gereken bir kitap.
Açlık; ben de dahil olmak üzere bu duyguyu, bu satırları okuyan okurların birçoğunun (kitapta anlatıldığı şekilde) çok az yaşadığını sanıyorum. İyi bir yazar olabilmek için açlık ve sefalet içinde yaşamayı seçmek gerçekten çok radikal bir karar ve en önemlisi ise bu esnada dürüstlüğünü, yardımseverliğini kaybetmeden, hırsızlık vs gibi farklı yollara sapmadan hedefine doğru ilerlemenin anlatıldığı bir roman. Kahramanımızın çevresinden yardım istemekte tereddütte kaldığını, istemediğini, ancak çevresinin de ona karşı duyarsızlığını hissediyoruz. Böyle bir toplumda yaşamak istermiyiz? Kitabın kahramanı bu yolla hedefine ulaşabildimi? Bu tam olarak bilinmiyor, ancak kahramanımızın şansını başka mekanlarda, farklı toplumlarda denediğini sanıyorum.
Antik yunan ve İran efsaneleri örgüsüyle kurgulanmış, ağırlıklı olarak Baba-oğul ilişkilerini sorgulayan olaylar ve tesadüfler zinciri. Yazarın akıcı anlatımı ile bir solukta okuyabileceğinizi sanıyorum.
Rüyalarınızdan kaçmak için kendinizi uykusuzluğa mahkum etmek istermisiz? Şu an yaşadığınız hayatın daha önce yaşadığınız hayatlar ile bağlantılı olduğunu öğrenmeyi ve tekrar yaşamayı istermisiniz? Başkalarının hayatlarındaki mahrem anıları, sırları ve acıları görme kabiliyetine sahip olmayı istermisiniz?
Kitabi okurken bu sorular aklınızdan geçiyor ve cevaplarını düşünüyorsunuz.