Pierre Franckh’ın Rezonans Kanunu kitabını okurken insanın “gerçekten ne istediğini” bulmasının ne kadar zor olduğunu düşündüm. Hepimiz en iyisini, en güzelini istiyoruz. Kimine göre bu mükemmeliyetçilik, kimine göre hırs, kimine göreyse açgözlülük. Ama kitabın söylediği şu: Aslında istediğimiz şeyler bize ait olmayabilir. Yetiştirilme tarzımız, bulunduğumuz koşullar ya da başkalarının beklentileriyle şekillenmiş olabilir.
Mesela yoksul biri için tek dilek akşam tok yatmakken, zengin biri için mesele daha çok hisse sahibi olmaktır. Herkesin isteği farklı çünkü hepimiz farklı bir frekansta titreşiyoruz. Franckh’ın vurguladığı şey, bu karmaşanın içinde durup gerçekten kalpten gelen isteğimizi bulabilmek. Çünkü evren, zihnin karmaşasından çok kalbin netliğine yanıt veriyor.
Kısacası, kitap bana şunu hatırlattı: “Bir insan gerçekten bir şey istese yapabilir mi?” Evet, ama sadece gerçekten istediğinde. İçten, saf ve net bir titreşimle istediğinde.