Dorian Gray’in Portresi, güzellik ve gençliğe takıntının insan ruhunu nasıl yozlaştırabileceğini gösteren etkileyici bir roman. Dorian’ın dış görünüşüne takılıp içsel çöküşünü görmezden gelişini izlerken hem büyüleniyor hem de biraz ürküyorsunuz.
Beyaz Geceler, Dostoyevski’nin yalnızlık duygusunu öyle güzel anlatıyor ki… Anlatıcı, Petersburg sokaklarında kendi hayallerine sığınmış, gerçek dünyadan biraz kopuk biri. Nastenka ile geçirdiği kısa ama yoğun anlar, onun yalnızlığını biraz olsun hafifletiyor; ama gerçek hayatın sınırları yine hissediliyor. Kitap, hayal ile gerçek arasındaki o ince çizgiyi, melankoliyle ve içten bir duygu yoğunluğuyla hissettiriyor. Okurken hem hüzünleniyor hem de anlatıcının yalnızlığına kendini kaptırıyorsunuz. Fyodor DostoyevskiBeyaz Geceler