İlk başta okurken çok fazla betimleme olduğu için biraz yavaş ilerliyordu. Ama küçük bir çocuğun ailesiz kalışı ve tek umudunun dedesi olması bu hikayede en çok üzüldüğüm şeydi. Dedesi çocuğu masallarla kandırıyor ve bir sürü hikaye anlatıyor çocuk da mutlu oluyordu. Ama bir bu hikayelerin ve hayallerin asılsız gerçeği ile yüzleşti. Sonu böyle olmalı mıydı bilmiyorum ama gerçekten çocuğa çok üzüldüm. Hikayede bir ismi bile geçmiyordu. Ve sonu da gerçekten isimsizliği kadar yalnızdı. En üzüldüğüm şey tek umudu olan dedesinin onun umutlarını da yıkan kişi olmasıydı. Derin duygu düşünceler barındıran güzel bir eser.
Okurken zihnimde canlanan en büyük şey bir insanın yaşamı boyunca emek verdiği şeyin birgün boşa çıktığında hissettiği o yıkım. Gerçekten de bir kalbin çöküşü. Ve dahası acının üstünde çok durulduğunda insanı gerçek ölüme götürmesi. Aşırı etkileyici bir kitap diyemeyiz ama okuduktan sonra hislerin ve acıların hafife alınmaması gerektiğini anlayacağınız bir kitap diyelim.
Okumaktan keyif aldığım sonunu heyecanla beklediğim ama aynı zamanda da insanların iç yüzündeki çirkinliğiyle yüzleştiğim bir kitap oldu. Olay örgüsü diyaloglar o kadar akıcı ki okurken o hisleri zihniniz de kendiniz de Orda gibi canlandırıyorsunuz|. Kitap da en üzüldüğüm kişi ise doktorun karısıydı. Kocası için kimsenin gitmek istemediği yere kendi rızası ile gitmişti. Kesinlikle okunması gereken bir eser.