Sarayın burun kıvırdığı çarşaf, belde büzülen ve ayaklara kadar inen bir pelerine benzer ve kişinin tanınmasını feraceden de fazla zorlaştırır. Zaten Abdülhamit zamanında çarşaf ardında gizlenen erkeklerin saraya sızabilecekleri korkusu, kadınların saraya çarşafla gelmelerinin yasaklanmasına yol açacaktır.
Mehmet Tahir gibi bir yazar, ciddi ciddi, Balkan Savaşı’nın kadınlar Batılı tarzda giyinmeye başladılar diye kaybedilmediğini anlatmak için bir risale kaleme almıştır.
Kadın kıyafeti, kadın konumunu çok aşan bir toplum tercihini anlatmak, modernleşmeden yana ya da modernleşmeye karşıt olunduğunu ifade etmek üzere kullanılan bir sembol, bir amblem haline gelmiştir. Batı’dan yana olduğunu ifade etmek için tesettüre karşı olunduğunu belirtmek, aksi için ise eteklerin kısalmasına karşı çıkmak yeterlidir.
O zaman 22 yaşında, oy ve vergi vermeye, ehliyet almaya yetkin bir yetişkin birey olan Tasvir’e, evlenmek istediği erkeği seçme hakkı gibi okumak istediği romanı bile özgürce seçme hakkı verilmiyor ve o da milyonlarca kadın gibi bunun gelenekler yüzünden olduğuna inanarak isyan etmeyi aklına getirmiyordu.