Kütüphaneye düzenli olarak bazı dergi ve gazeteler geliyordu Bunlari okuyup resimlerine bakmayı alışkanlık halline getirmiştim. Sık sık cuma namazına gidip cemaatle oturan hükümdarların resimlerine rastlardım. Hükümdar süzülmüş gözlerinin arasından büyük bir küçümsemeyle,hakka ermiş gibi otururdu.Halkını aldattığı gibi, Allah'ını da aldatmaya çalıştığını görürdüm. Çevresinde, söylenen her yeye hayranlıkla kafa vullaye kosuk sesle dua eden, ellerini önlerinde kavuşturan, çevrelerinde olup biteni açıkgöz, kuşkulu, sinsi, saldırmaya hazır aşağılb saldırganlık dolu gözlerle seyreden yüksek görevliler olurdu
Savaş, kıtlık ya da salgın hastalık sonucu yaşamlarını yitire şehitlerin ruhları için istekle dua ederken görürdüm onları. Başla rını yere eğip, korku ve etin dolgunlaştırdığı popolarını kaldıranık secdeye varırlardı. "Yurtseverlik” sözcüğünü her andıklarında, a lında Allah'tan korkmadıklarını, kafalarındaki yurtseverlik kavra mının yoksulun, zenginin toprağını, onların kendi topraklarımı sa vunmak için ölmesi gerektiği anlamına geldiğini hemen anlardım, çünkü yoksulun toprağı yoktu.