Güneşin Kızı

Güneşin Kızı

Güneşin Kızı

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.·
Beğendi
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 04:08
·
2026 14. kitabı
Nevâl El-Seddavi
8.3/10 · 26,3bin okunma
Reklam
İlginç...
Erkeklerden nefret ettiğimin farkındaydım; fakat bu sırrı uzun yıl-lar başarıyla sakladım. En çok nefret ettiğim erkekler bana öğüt vermeye kalkışanlar ya da beni yaşadığım hayattan kurtarmak is-tediğini söyleyenlerdi. Onlardan daha çok nefret etmem, benden daha iyi olduklarını ve yaşamımı değiştirmek için bana yardımcı olabileceklerini sanmalarındandı. Şövalye gibi görürlerdi kendi-lerini; başka koşullarda oynayamadıkları bir roldü bu. Benim dü-şük bir insan olduğumu anımsatarak, kendilerini soylu ve üstün hissetmek isterlerdi. Kendi kendilerine, "Ne harika bir insanım ben. Şu sürtüğü çok geç olmadan ba-taktan çıkarmaya çalışıyorum," derlerdi. Onlara bu rolü oynama fırsatını vermezdim. Her allahın günü beni döven bir adamla evliyken hiçbiri beni kurtarmaya yanaşma-mıştı. Aşık olma aptallığım yüzünden kalbim kırıldığında da hiç-biri yardımıma koşmamıştı. Bir kadının hayatı, gerçekten acına-cak bir hayattır. Oysa bir fahişe, biraz daha iyi durumdadır. Bu ya-şamı, istediğim için seçtiğime kendimi inandırabilmiştim. Beni fahişelikten kurtarmak isteyenleri reddedebilmem, fahişelikte ıs-rar etmem, bunun benim seçimim olduğunu ve birazcık özgürlü-ğüm, en azından birçok başka kadından daha iyi bir durumda ya-şama özgürlüğüm olduğunu kanıtladı bana. Bir fahişe hep evet der, sonra fiyatını söyler. Hayır derse fahişelik hayatı sona erer. Ben kelimenin tam anlamıyla fahişe değildim, ara sıra hayır derdim. Bunun sonucunda fiyatım hep arttı. Bir er-kek, kadınlar tarafından reddedilmeye katlanamaz; çünkü kendi içinde de kendini reddedilmiş hisseder. Bu çifte reddedilmeyi kimse hazmedemez. Bu yüzden ben ne
Sayfa 92·Kitabı okudu
Kütüphaneye düzenli olarak bazı dergi ve gazeteler geliyordu Bunlari okuyup resimlerine bakmayı alışkanlık halline getirmiştim. Sık sık cuma namazına gidip cemaatle oturan hükümdarların resimlerine rastlardım. Hükümdar süzülmüş gözlerinin arasından büyük bir küçümsemeyle,hakka ermiş gibi otururdu.Halkını aldattığı gibi, Allah'ını da aldatmaya çalıştığını görürdüm. Çevresinde, söylenen her yeye hayranlıkla kafa vullaye kosuk sesle dua eden, ellerini önlerinde kavuşturan, çevrelerinde olup biteni açıkgöz, kuşkulu, sinsi, saldırmaya hazır aşağılb saldırganlık dolu gözlerle seyreden yüksek görevliler olurdu Savaş, kıtlık ya da salgın hastalık sonucu yaşamlarını yitire şehitlerin ruhları için istekle dua ederken görürdüm onları. Başla rını yere eğip, korku ve etin dolgunlaştırdığı popolarını kaldıranık secdeye varırlardı. "Yurtseverlik” sözcüğünü her andıklarında, a lında Allah'tan korkmadıklarını, kafalarındaki yurtseverlik kavra mının yoksulun, zenginin toprağını, onların kendi topraklarımı sa vunmak için ölmesi gerektiği anlamına geldiğini hemen anlardım, çünkü yoksulun toprağı yoktu.
Sayfa 38·Kitabı okudu
Babamın evine döndüğümde, oraya ilk kez adım atan bir ya-bancı gibi, kerpiç duvarlara bakakalırdım. Sanki orada doğmamı-şım da gökyüzünden apansız düşmüşüm, ya da yedi kat yerin altından çıkmışım gibi, neredeyse şaşkınlıkla, ait olmadığım bir yerde, benim olmayan bir evde, babam olmayan bir babayla, an-nem olmayan bir anneden doğmuşum gibi bakınırdım çevreye.
Sayfa 28·Kitabı okudu
Babam; cahil, yoksul bir köylü olan babam, yaşam hakkında çok az şey bilirdi. Ürün nasıl yetiştirilir, düşmanın zehirlediği sığır öl-meden pazara nasıl ulaştırılır; henüz vakit varken bakire kızı baş-lık parasına nasıl satılır, ürün olgunlaşır olgunlaşmaz komşudan atik davranılıp nasıl çalınır. Kâhyanın önünde nasıl iki büklüm durulup eli öpülüyormuş gibi yapılır. Karı nasıl dövülür, anasın-dan emdiği süt her gece nasıl burnundan getirilir. Her cuma temiz bir galabeya giyip camiye cuma namazına giderdi. Namaz bitince kendine benzeyen adamlarla dolaştığını görürdüm. Cuma namazından bahseder, imamın akıllara durgun-luk verecek kadar ikna edici, sözü dinlenir biri olduğu üzerine ko-nuşurlardı. Çalmanın günah olduğu besbelli değil miydi; ya adam öldürmek, bir kadının namusunu kirletmek, adaletsiz davranmak, bir insanoğlunu dövmek suç değil miydi? Dahası, itaat etmenin, ülkesini sevmenin bir görev olduğunu kim yadsıyabilirdi ki? Al-lah aşkıyla hükümdar aşkı bir ve bütündü. Allah hükümdarımızı uzun yıllar korusun ve onun ülkemizin, Arap ulusunun ve tüm in-sanlığın esin ve güç kaynağı olarak kalmasını sağlasındı.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Reklam